25 Ekim 2020 Pazar

Güvercin ürkekliğinde yüreğim

"Bu işkencenin bir yanı merak, bir yanı tedirginlik.

Bir yanı dikkat, bir yanı ürkeklik.

Tıpkı bir güvercin gibiyim...

Onun kadar sağıma soluma, önüme arkama göz takmış durumdayım.

Başım onunki kadar hareketli... Ve anında dönecek denli de süratli.

...

Evet kendimi bir güvercinin ruh tedirginliği içinde görebilirim, ama biliyorum ki bu ülkede insanlar güvercinlere dokunmaz.

Güvercinler kentin ta içlerinde, insan kalabalıklarında dahi yaşamlarını sürdürürler.

Evet biraz ürkekçe ama bir o kadar da özgürce."


Ben bu tedirginliği farklı ortamlarda, olaylarda yaşadım. En çok Hacettepe'de yaşadım. Hala o günleri düşündükçe içimi kaplar, ani bir nefes alırım. Geçti derim kendime, gerçekten mi. Şimdi bambaşka bir konuda yine bu tedirginliğin içindeyim.

Bu tedirginliğin içinde kaybetme korkusu var. İlacı tevekkül muhakkak. Tevekkül kasımı güçlendiren rabbime şükürler olsun. Ama hala ne kadar zayıf. 

Kalbimi içinde bulduğum bu güvercin tedirginliğini feraha çıkarsın Rabbim.

-'Güvercin tedirginliği'ni Sümsak'tan öğrenmiştim, 5 yıldan fazla oldu. Rabbim onun da kalbini ferahlatsın, yolunu açsın hayırlısıyla. 

9 Ekim 2020 Cuma

Kim bilir kimlerin tomurcukları, açamadan kurudular.

Eskiden yine açacak çiçekler diyordum. Artık hayatımın -hatalarımın da- sorumluluğunu üzerime alıyorum. Kırılganlığımı ve muhtaçlığımı kabul ediyorum. Cesaretimi kutluyorum. Ve diyorum ki açman gereken çiçekleri aç. İçindeki tohumun hakkını ver. 

-Sen güzel kokan bir çiçeksin diyor. Varlığınız ve ben olmadığım zaman bile orada olmaya devam ettiğiniz için teşekkürler Çiçek Hanım. Biraz daha güzel kokalım ;)

Bir rüya görüyorum.

"Yirmi üç yaşımda bir begonya gibi yaşamak gerektiğini öğrendim demiştim. Bir begonya gibi, hiç kimsenin ilgisini beklemeden, şuracıkta, kendi kendine, öyle güzel çiçekler açarak.


Yirmi dört yaşımda, bir begonya gibi yaşamanın yetmediğini öğrendim. Kimsenin ilgisini beklemeden, çiçekler açarken birçok şeye katlanmak ve beklemek zorundasınızdır. İnsanlara, gökdelenlere, birtakım yapaylıklara, kalabalıklara, fazlasını bilmenin ağırlığına, bilememenin çaresizliğine, içsel ve dışsal yargılara katlanmak zorundasınızdır. Bunlara rağmen çiçek açmak kolay değil, fakat kıymetli.

Pencereden bakıyorum. Apartmanlar arasında kalmış bir kavak ağacı dikkatimi çekiyor. Sonunu beklerken geçirdiği hayatın tadına varıyor. Rüzgarda yavaş yavaş sallanmasından ve dallarında beslediği kuşlardan bu fikre kapılıyorum. Gölgesinde gecekondular açıyor. Şimdi biraz da bu kavak ağacı gibi yaşamak gerekiyor diyorum. Ne zaman kesileceğini bilmeden ve pek de umursamadan evlere gölge ve kuşlara yuva olmak...
-Yaşamak zor, fakat çok güzel.
Elhamdülillah."

Bu yazıyı yirmi beş yaşımda yazmıştım. O kavak ağacının yerinde şimdi bir apartman var. Yavaş yavaş dolacak. Altına yeni bir market açıldı. Kuşlar balkonlara misafir, o evlerdeki insanları bilmiyorum. Ama şunu biliyorum, gecekondular yıkılmadan az bir zaman önce evlerden birinin altındaki epey işlek araba yıkamacının sahibi, işi bir başkasına devretti, dükkanın yakında yıkılacağını söylemeden.

Yirmi yedi yaşımda, nereye gidiyorsan kendini yanında taşıdığını yaşayarak öğrendim. İnsanın başkasını kınayarak yalnızca kendini kirlettiğini, kendi nefsimi temize çıkaramayacağımı, fakat kalbimi temiz tutmaya çabalayabileceğimi, insanın yalnızlığının tam olarak dolabilecek bir şey olmadığını ve bunun insanı Allah'a yaklaştırdığını, hayatın amacının yalnız ve yalnızca marifetullah olduğunu çok daha iyi anladım.

Ahiret var buna tüm zerrelerimle inanıyorum. Saartjie Baartman'ın yaşadığı acı sahipsiz olamaz ve bana öyle geliyor ki Mohammad Bzeek'in ecri bu dünyada verilemez.

Allah'a hüsnü zanım var. Hüznün iyi gelen, büyüten, öğreten tarafı bana bunu hatırlatıyor.

Bu dünyadan hayırla, huzurla göçmek dileğindeyim. Fevkalade memnunum dünyaya geldiğime.
Verdiğine de vermediğine de, güldürdüğüne de ağlattığına da sonsuz kere hamdolsun.

Gözümü açtım kapattım, işte bu kadar.

1949'ta Filistin'den sürülürken ailesini kaybetmiş Filistinli kız çocukları Beyrut'ta bir yetimhanede. 


Belki çok zor bir hayat yaşadınız ama şimdi çoğunuz çoktan ölmüşken umut ve öğüt oluyorsunuz. Ne tuhaf.