(I'm BACK in town çocuklar! Literally!)
"yağmura, nisan'a
ve yaşıma aldanıp
uçurumları
kıyı sanarak
ve dağlar
erişilmeyince acı verir
sözünü
unutarak
kaf dağına
gitmek istedim."
İbrahim Tenekeci'nin Düş ve Dua şiirinden bu dizeleri okudum geçenlerde. "Ve dağlar erişilmeyince acı verir" sözünü hatırladım. Öyledir. Fakat "Acı ne kadar derin oyarsa varlığımızı, o kadar neşe sığar içine" sözünü hatırlayalım ve acıyı da sahiplenelim.
Erişemediğimiz
dağlar sadece acı mı verir? Bir dağa gitmek istemiştim, düşünmüş, hayal etmiş,
plan yapmış, çantamı hazırlamış, yola çıkmış, hatta belki biraz veya çokça
tırmanmıştım. Hayal etmeyi, plan yapmayı, yola çıkmayı ve tırmanmayı tecrübe
etmiştim, daha öncekilere benzer ama -her tecrübe birbirinden ayrı olduğundan-
başka bir şekilde.
Bir dağa
uzaktan veya eteklerinden yukarı hayretle bakmıştım. Bir dağın heybeti hem
büyüler hem ürpertir, Allah'ın güzelliğini ve kudretini hissettirir. Erişemesem
de bir dağı görmek, hatırlamak, kenarından geçmek güzeldir.
Veyahut bir
dağ sanmışım. Tümsekmiş, veya daha büyük yanılmışım, çakıllıkmış, veya ah ne
büyük yanılmışım dünyaya ters bakıyormuşum, çukurmuş. Çukur nedir, tümsek
nedir, dağ nedir, yanıldığım yerden başka bir yönüyle daha iyi öğrendim. Ve
artık biliyorum bir dağa erişememiş değilim, yanlış görmüşüm, acım hafifler.
Bir derin nefes alır, bir dahakine gözlerimi iyice ovuştururum.
Öyle ya da böyle, dünya engebeli bir arazidir. Dağlara rastlar, ulaşmak isteriz, tepesinden aşağıya bir bakmak yetecektir gibi gelir, çıktıktan sonra inmek gerektiği üzerine pek düşünmeyiz, veya çıkınca daha büyük bir dağ karşımıza çıkar ve artık orada durmak ve aşağı bakmak yetmemektedir.
Hakikat ve
hikmet dağı ise çıktıkça bitmez. Yükseldikçe daha çok şey görürüz. Aşağıdan
uyumsuz görünen parçalar birleşir, alakasız görünen renkler, şekiller
ahenklidir, ayrı gibi görünen bazı yollar aslında aynı yere akmaktadır.
Topografik
haritamız var mı, haritamız doğru mu veya biz doğru bakıyor muyuz, erişmek
istediğim dağ gerçekten dağ mıdır, o dağa erişmek istememdeki niyetim bu güzel
ve heybetli dağa yakışıyor mu, yolda iyi niyetimi nasıl unutmam, o yolu
götürecek gıdamız ve teçhizatımız var mı, yorulunca ne yapacağım, -eğer
yalnız değilsem- yol arkadaşım güvenilir mi, çokça soru var. Sorular üzerine
düşünmek istesek de istemesek de yaşadıkça yolculuğumuz sürüyor. Ve bu
yolculukta bazı dağlara veya dağ sandıklarımıza erişmek isteyeceğiz, çünkü
insanız. O yüzden dağlarımızı iyi seçelim ki bu dünyadan vedamız da güzel
olsun.
