9 Mart 2012 Cuma

Mimiko 3- 5N1K

Kaybolmuş bir deniz yıldızına cebren ve hileyle kendimi mimlettim. Kocaman bir keyifle yazarım mimimi şimdi.

Ne?

Kucak kucak özgürlük.

http://www.flickr.com/photos/auro/230377281/ by [auro]

Nerede?

Rüzgarda.

http://www.flickr.com/photos/ianwedlock/3923809669  by Ian Wedlock

Ne Zaman?



Uğur böcekleri sırtında baharı, çiçeklere taşıdığı zaman.

http://www.flickr.com/photos/rachel_s/2407733396/ by nutmeg66

Neden?
Çünkü rüzgar fısıldar.

Nasıl?
Bisikletle, çantamda umut ve neşeyle.

Kim?
Tabükü kedi.




















5 Mart 2012 Pazartesi

Mimiko 2

Biricik biricit beni mimlemiş. Koşar adımlarla başlıyorum.
1-Hayatınız filme çekilse adı ne olurdu ve soundtrackinde hangi şarkılar yer alırdı?
Hayatımın en önemli anları toplanıp bir film yapılsa, çok fantastik bir şey olurdu adı. Ha yok biz bbg misali ev halini de isteriz derseniz, devasa uzunlukta bir film olup, deliliklerim, kendi kendime konuşmalarım, zıplamalarım ve küçükeşit beş yaş olgunluğunda davranışlarımla gizemli, anlaşılmaz, tuhaf bir psikolojik terim olabilirdi. Tuhaf demişken, ne hoş bir kelime, harfleri nasıl bir ahenkle birleşip ilham fısıldıyor kulaklara. Buldum!! İlham Dolu Tuhaf Uyum! Sonuçta her insan tuhaftır ama kendi içinde de bir uyum taşır ve her insanın hayatı bence ilham vericidir. Hepinizi kucaklarım.

Soundtrack'i de filmdeki olayın duygusuna göre değişen tonda sesimle lalala olurdu. Sinirlenip etrafa zehir sözlerimi fırlatırken kızgın ve biraz sonra pişman olacaksın lalala'sı, gerilimli bir anda gizem yüklü, hafif boğuk ve kısık lalala, açken -ki genelde açımdır o yüzden filme hakim olan lalala- karın guruldamalı lalala ve 32 dişimi sergiye çıkartmışken kocaman musmutlu bir LALALA.

İlk sorumu şu cümlecikle bitiriyorum: Ne şipşirin, ne fırlama bir dünya burası, lalala.

2-Bir şeyleri değiştirebilseniz, neyi ya da neleri değiştirirdiniz?Ooo öncelikle ilk müjdem size gelirdi kızlar. Kilomuzu üzerimizdeki bir düğmeden kolayca ayarlamak gibi hoş bir fantazim gerçek olabilirdi. Bir de ben mutlu, huzurlu, birbirinden farklı ama birbirini öyle kabul eden, seven insanlar olalım isterdim, sınırlar kalksın tek bir dünya olalım, tek bir milliyet. Güzellik yarışmasında birinci olan kızı getirseniz de aynı şeyleri söylerdi heralde, dünya kardeşliği, barış, mutluluk, huzur... Kim bilir belki de o güzellik yarışmasının birincisi olan kız benimdir.

Başka başka kitap kurtlarına, bilgiye susamış böcüklere de bir iyilik yapardım, böyle kitabın sayfalarını kapağından sonuna çevirdi mi o birkaç saniyede o kitabı okumuş gibi olmasını isterdim.

Hey siz, muavinin ısrarcı 'ilerleyelim' sözlerini duyup ilerleyecek bir boşluk bulamayan, kişisel alan denilen bir kavramın kalmadığı o otobüsün tıkış pıkış yolcuları-including the kedi- sizi unutabilir miyim? Işınlanma gerçek olsun isterdim. Epeyce enerji, zaman, sinirlenme tasarrufu yapardık. Bir de zaman sıkıntısı var değil mi? Çok fantastik bir dünyanın temelleri atılıyor, heyecan dorukta. Mesela kol saatimizden zamanın akışını yavaşlatabilsek ya da en sıkıcı anlar dik bir nehir yolundan aşağı akar gibi geçse ne müthiş olurdu. Evet bunu da alıyorum, ne de olsa babam ödüyor.

3-Sizi en çok etkileyen sinema sahnesi ya da sahneleri?
 Beni en çok etkileyecek film sahneleri henüz yönetmenin gözlüğünden, senaristin kaleminden doğmadı. O değil de benim enli sorulara alerjim var, bak kaşıntı başladı-harbiden kaşındım burada, boşuna konuşmuyoruz-, pek de film izleyen bir insan olmadığım için -zaman kazanmaya çalışırken- ve hatta izlediklerimi de hatırlamakta ciddi problemler yaşadığımdan ve hatırlasam bile komik-bir-şeyi-yaşadıktan-sonra-anlatınca-o-kadar-komik-olmaması sorunsalı gibi o sahnenin etkileyiciliğini yitirmesi sebebiyle bu sorunun cevabını böylece geçiştirmem mazur görülsün efenim.

4-Yaşadığın şehir bir günlüğüne yalnızca sana tahsis edilmiş, senden başka hiç kimse yok. Ne yaparsın?
Oha diyorum-ilk Oha'yı da ilkokulun ilk günü tanıştığım ve sonra insanların ikiyüzlülüğü üzerine geniş bilgi edinmemi sağlayan bir buket'ten öğrenmiştim, cık cık cık kötü arkadaş işte- bu hep düşündüğüm olay. İtiraf ediyorum hiç bu kadar ilerisini hayal etmemiştim. Ben daha çok koca okul binasının bana ait olduğunu, kimsenin olmadığını falan düşlerdim. Neler yapmam ki ama. Öncelikle ilk öğrendiğim anın coşkusuyla pijamalarımla fırlarım sokağa, koşarım yaşasınlar eşliğinde, arabaların üstünden zıplaya zıplaya geçerim yolları. Bol bol fotoğraf çekerim ve fotoğraf çekerken vücudumun aldığı über komik, eğik, bükük, yamuk şekilleri kafaya takmam. Sonra bir uçağa atlar, okyanus kenarına ani bir iniş yaparım. İnsanları göndermişken, köpek balıklarını ve bilumum zararlı deniz hayvanlarını gönderdiysek eğer, bir kara parçasına yaklaşmışken paraşütümle okyanus ortasına atlarım. Yüzerim, yüzerim, yüzerim, denizi okşarım, koklarım, kucağımda ninnilerle uyuturum. O uyudu mu dalarım Amazon yağmur ormanlarına, vahşi hayvanları göndermiştik di mi? Ağaçlara tırmanır, dallardan sarkar, kartalları kovalarım.

Aa bir dakika ya ben tüm dünya bana tahsis edildi diye yazmıştım, yaşadığım şehirmiş, bütün hayallerim güme gitti. Bir kere Ankara'da deniz yok bebeğim, nasıl bir soru bu, ha? İçimdeki optimist kedi cevap veriyor, göl var. Evet göl ve orman!

5-Şu sıralar ilgiyle takip ettiğiniz diziler?
Türk dizileri sündürülmüş peynir, uzatılmış sakız kıvamında olduğu için takip etmiyorum.

Anne bittiii.

Hamiş: Buraya kadar gelebilenler lüffen yorum bıraksın, devasa bir yazı oldu.