Saatleri Ayarlama Enstitüsü'nü okuyorum şu sıralar. Henüz çok başlardayım ama bugün okuduğum bir kısım aklıma şunları getirdi.
![]() |
| "http://www.flickr.com/photos/berenicedecados/2675465119/" |
Yine aynı yılın aynı dönemi başka bir hocamızdan dersi bir iki dakika erken bırakmasını istemiştik. Ama o gülümseyerek "Bu sınıfta elli kişi var. İki dakika göze çok kısa bir zaman dilimi gözükebilir ama elli kişi üzerinden düşünüldüğünde yüz dakika yapar." diye bir cevap vermiş, dersi anlatmayı sürdürmüştü.
Ve Ahmet Hamdi Tanpınar'ın bundan yaklaşık elli yıl önce kaleme aldığı ancak benim bugün rastladığımsa:
"Nuri Efendi sık sık, "Ayar, saniyenin peşinde koşmaktır!" derdi. Halit Ayarcı'yı pek şaşırtan sözlerinden biri de bu olmuştu:
- Düşün Hayri İrdal, düşün aziz dostum bu ne sözdür? Bu demektir ki, iyi ayarlanmış bir saat, bir saniyeyi bile ziyan etmez! Halbuki biz ne yapıyoruz? Bütün şehir ve memleket ne yapıyor? Ayarı bozuk saatlerimizle yarı vaktimizi kaybediyoruz. Herkes günde saat başına bir saniye kaybetse, saatte on sekiz milyon saniye kaybederiz. Günün asıl faydalı kısmını on saat addetsek, yüz seksen milyon saniye eder. Bir günde yüz seksen milyon saniye yani üç milyon dakika; bu demektir ki, günde elli bin saat kaybediyoruz. Hesap et artık senede kaç insanın ömrü birden kaybolur. Halbuki bu on sekiz milyonun yarısının saati yoktur; ve mevcut saatlerin çoğu da işlemez. İçlerinde yarım saat, bir saat gecikenler vardır. Çıldırtıcı bir kayıp... Çalışmamızdan, hayatımızdan, asıl ekonomimiz olan zamandan kayıp." (s.36)
Zamanı kaçırmayanlardan olmamız dileğimle,
