15 Temmuz 2013 Pazartesi

vakalar iki- telepati bir-

Yine yeni yeniden bir psişik deneyimimle karşısınızdayım. Bu kadar kısa süre içinde ikinci hatta helecan'ı da sayarsak üçüncü vaka anlatımımı yapıyor olmayı beklemiyordum. Onbir temmuz perşembe günü eve dönmekteydim. Her zamanki gibi yolda okumak için yanıma aldığım kitabımı çantamdan çıkarmaya üşenmiş, gözlerimi pencereden gördüğüm manzaraya -eskişehir yolu manzarası-, beynimi serbest çağrışımların akışına hediye etmiştim. O sırada günlerdir aklıma gelmeyen bir şey bir anda aklıma geldi. O an bunun bir telepati olduğunun farkında değildim. Bakalım teta dalgaları bana yine ne oyun oynuyordu? Eve gittiğimde annemi hüzünlü buldum, hiç bıraktığım gibi değildi-evin neşesiyim demenin bir yolu -yoo dostum keşke işler bu kadar basit olsaydı.-- Annem ne zaman açıklanacağı belli olmayan bir şeyin-aile içi sırları açık etmemek için şey'e fazlasıyla yüklenmek- açıklanmasını bekliyordu. Şimdi kişi adı verip anetikıl* şeyler yapmamak adına şahsımızın adını amerika diye sansürleyeceğim. Amerika anneme pis bir oyun oynamıştı, durum pek olumlu gözükmüyordu ama yine de umut hep vardı! Durumun olumsuzluğu sebebiyle, ayrıca açıklamanın muhteviyatından birincil olarak etkilenenlerden olmayacağım için uzun zamandır aklıma gelmiyordu. Sahnenin gerilimi yavaş yavaş artıyor. İşte o an, o nereden geldiğini kestiremediğim düşünce parçacığı tam da bu soruyu soruyordu: ne zaman açıklanacağı belli olmayan şey açıklandı mı acaba? Eve gittiğimde, anneme hüznünün sebebini sordum. Ve ve ve ne zaman açıklanacağı belli olmayan şey işte tam o gün, belki benim aklımdan o soru geçtiği an açıklanmıştı işte. Bir yandan annemi teselli etmeye çalışırken bir yandan da hülooğ tam bir psişikim diyordum. -Aynı anda birbirine zıt duyguları bünyemde barındırmamla tanınırım.- Bir fırsatta anneme bu açıklamayı ne zaman gördüğünü sordum ama kendisi bana "git kasaptan al etini" -koyun can derdinde, kasap et- dedi. Günler sonra bugün öğreniyorum ki tam hatırlamamakla birlikte ben eve gelmeden kısa bir süre önce-yani ben yolda o düşünce parçacığıyla meşgulken diyebiliriz bence- öğrendiğini söyledi. Hülooooğ!

*unethical: ahlak dışı, etik olmayan.

9 Temmuz 2013 Salı

Ramadan!

Ramazan'ı özlemişim. Sahura kadar beklemeyi, sahurda böğrekler yemeyi, karpuz dilimlemeyi özlemişim. Sizinle birlikte binlerce insanın aynı saatlerde aynı koşuşturma içinde olduğunu bilmeyi ve o anda tam olarak kaç kişinin birbirlerinden habersiz oruç tutmaya niyet ettiğini tahmin etmeyi özlemişim. Gece yanan lambaları, karanlığa kolay kolay teslim olmamasını gecenin ne çok özlemişim! Bu hissi, maneviyatı, şükrü, duayı, namazı-teravih- özlemişim.
Hayırlı Ramazanlar! :)

vakalar bir- alfa dalgaları

Efenim yine bir psişik vakayla karşınızdayım -başlıktan anlaşılacağı üzere psişik deneyimlerimi vakalar başlığı altında topluyorum, ileride-uzman bir parapsikolog olduğumda- bir kitapta bu deneyimlerimi daha da bütünselleştirebilirim, vay nat? -aslında bu vakalar olayı çok yakınımdan bir insana gönderme niteliği de taşıyor ama kendisi şimdilik blogumu okumuyor-bunu da gelecekteki ben'e gönderme olarak buraya yazdım-bu da iç içe tire rekorumu-ki kendisi yamulmuyorsam dörtte kalmıştı- kırmak adına yazıldı---- Hatırlarsanız henüz üzerinden bir hafta dahi geçmemiş olan helecanlı yazımda size değişik şuur hallerinden ve alfa dalgalarından bahsetmiştim. Sorarım size TŞA'da (tesadüfi şartlar altında -özellikle bu konuyla alakalı seçimler yapmadığınız şartlar altında-) koskoca bir yılda kaç kere alfa dalgalarıyla alakalı bir yazı okuyorsunuz? Bir elin iki parmağını geçtiğini sanmıyorum. Helecanlı yazım vasıtasıyla alfa dalgalarından bahsetmemin üzerinden henüz bir hafta dahi geçmemişti ki bugün okuduğum kitapta -ki elimdeki yarım kitapları bitirmeden başlamayacağım diye içimden söz vermiş olmama rağmen sorumlusunun alfa, teta ya da delta her neyse dalgaları olduğunu varsaydığım garip bir çekimle başlamış olduğum bir kitaptır- bakın karşıma ne çıktı? -caps or it didn't happen diye-düşüne-ceklere fırsat vermemek adına fotoğrafla destekliyorum vaka anlatımımı-

Durum budur. Fazla söze ne hacet. Vakaları okudunuz. 
Prof. Dr. Psişik Pisi -öze dönüş-
Tülkent Yuniversitesi
Parapsikoloji AnaBilim Dalı Başkanı

6 Temmuz 2013 Cumartesi

günlük 17- cağnım günlük,

Sevgili günlük, bazı insanlar ne kadar kolay canım, kardeşim, dostum diy-ebiliy-or, aklım almıyor.

4 Temmuz 2013 Perşembe

Kafka.

Kafka eğer samimi bir şekilde istediyse yok edilmesini eserlerinin. Bana kalırsa, Max Brod Kafka'ya bunu yapmamalıydı.

3 Temmuz 2013 Çarşamba

helecan'a, yanında bir dilim psişik deneyimlerle

Sevgili helecan,
Çok helecanlıyım.
Saçmalamadan -çok geç!- sadede geleyim. Arkadaş şimdi ben bu helecan kelimesini tam hatırlamamakla beraber Saatleri Ayarlama Enstitüsü'nde ya da Sahnenin Dışındakiler'de okudum ilk olarak. Ha eğer Saatleri Ayarlama Enstitüsü'nde helecan diye bir kelime geçtiyse ilk Saatleri Ayarlama Enstitüsü'nde okudum demektir çünkü önce onu okudum. Hiç karıştırmadım, birini bitirdim, diğerine başladım. Her ne kadar aynı anda altı kitap okumamla tanınsam da prensip olarak aynı yazarın kitaplarını aynı anda okumam. Genelde aynı yazarın birden fazla kitabı elimde bulunmuyor. Hep de bir prensibim olmasını istemiştim. Aman, konu toparlanamayacak ölçüde dağılmasın. Helecanlandım yine, dönelim helecana. Bunca yıllık sözlük okuruyum. Bugüne kadar bir kere bile mi olmaz rast gelmedim şu kelimeye. Neyse bugün yerli yerinde bir kullanımla bir yazımda da yer vermiştim kendisine ve bu yazının yayınlanması üzerinden yarım saat bile geçmemişken, nasıl olur da uludağ sözlük'te sol frame'de rastgele gi-ö-rdiğim her zamanki sözlük saçmalamasını tam dozunda yaşayan bir başlık içindeki entryleri göz atlaması yöntemiyle okurken bir entryde bu kelimeye rast gelirim? Hadi ateyizler bunu da açıklayın bakalım. Bu entry ikibinsekizin ekiminde yazılmış. Yani yazarın alfa dalgaları bana ulaşmak için baya bir yol kat etmiş. Alfa zincirini çözmemiz için helecanı ilk kullanan kişiyi bulmamız gerekiyor. İhtimalsiz!
Bu tür şeyler başıma çok geliyor. Adeta beni psişik bir insan olduğuma hükmetmeye iteliyor. Psişik bakışlarımla babama bu teorimden bahsettiğimde bana pis pis baktı. Kendisine ne alfa dalgalarından ne de -hayal gücümün devreye girip girmediğinden emin olamadığım ama gerçekten yaşadığımı ısrarla iddia etmeye devam ettiğim- astral seyahat deneyimimden söz edemedim. Nasıl oluyor da rastladığım yeni bir şey, o zamana kadar uzunca bir zaman rastlamamışken -yani nadir rastlanan bir şeyken- bu ilk rastlayışın hemen ardından, çok geçmeden karşıma çıkar -Hayır! Algıda seçicilik değil, eminim- diye sorduğumda kendisi bunu olasılık sınırları dahilinde şaşırtıcı bulmadı. Bana kalırsa, sanki benim beynimden salgılanan alfa dalgaları bir çekim oluşturuyor ve bu konuya dair diğer dalgalarla iletişime geçiyor falanko filanko -çok bilimselleştiğimi farkettiğim noktada halk diline bağladım ki okuru kaybetmiyim-. Gecenin şu yarısında yazdığım yazı bir işe yarasın diye wikipedia'yı açtım. Çünkü alfa dalgaları var! Değişik şuur halleri diye bir başlık buldum-adeta canlı yazın yapıyorum-. "Terim ilk kez ABD'li psikoloji profesörü ve parapsikolog olan Charles Tart tarafından ortaya atılmıştır". Sonunda büyüyünce ne olacaksın sorusunun cevabını buldum: parapsikolog. Bir yazı daha amacına ulaştı.
Helecanla,


required field?

kaydedilmemiş değişiklikler kaybedilecek
ona göre
yazılmamış noktalar görünmeyecek
bana kalsa byi ucundan tuttuğum gibi ters yüz ederim
kaybedilmiş her bir şey kaydedilir
keşke bana kalsa
iyi ki bana kalmıyor
dünya daha özgür ve helecanlı -tanpınar'a teşekkürler-
murphy daha mutlu
dört nala koşan at gibi
dört bir yana koşuyor
yeri hiç değişmiyor
çok yoruluyor
düşünmesin
peki