10 Kasım 2013 Pazar

an'karasal fışkiye

martıların uğramadığı bu kentte,
güvercinler dizlerine kadar suya batmış.
gülümsemeyi öğrenememiş adamların,
çatık kaşlarının ortasında büyük planlar,
dudakları kemer, burunları kravat takmış.
den-iz mavi-s-iz-likte ağaç yeşili,
göğsünü kabartır, şımarırmış.

ağacın yapraklarında rüzgar, dallarında kuşlar,
bize kalan ne martı, ne kumru,
ancak ahenksiz öten kırlangıçlar.
ne denizi, ne iklimi, ne havası yerinde,
şehir demeye ne cüret, bu kentte,
kuşların kanatlarında taşıdığı bir rüzgar,
ve horozun sesiyle dağılan ışınlarıyla güneş,
arnavut kaldırımları arasında inatçı bir çiçek.
ferah, ılık ve rengarenk,
seni beklemek... -son dizeye sıkıştırılmış romantizm-

şiirin ilavesi -adeta bir "biraz da gülelim" köşesi-: 

uzaklarda kıyıda kayalara çarpan dalga sesleri, 
bize kalan olunca ancak yapay suların şırıltısı,
elbette önemli, fışkiyeyi kimin kırdığı.


kışı ağırlamaya hazır bile değilken henüz, bir de "üstelik" baharı özleyiş...This photo has Some Rights Reserved,  by Jinx_is_weird


1 Kasım 2013 Cuma

işte-ş-lik

License AttributionNoncommercialNo Derivative Works Some rights reserved by Nebojsa Mladjenovic
İşteş fiil önce "bir işi karşılıklı yapma" olarak girdi hayatımıza. Tan-ıştığımız ilk günü hatırlamaya çalışıyorum da, sanki ilişkimizin hiç tokala-şma evresi olmadı, hep kucakla-şarak selamla-ştık. Yıllardır biriktirdiğimiz, yanımızda taşıdığımız küslüklerimizle barıştık.

Sonra "bir işi birlikte yapma" şekliyle boyadı gözlerimizi. Kalbimizde saksağanlar öt-üştü. Mutluluktan uç-uştuk. Dili anlatıamadı, gül-üştük. Yolda rastgeldiğimiz acılara birlikte ağla-ştık.

Güzel günler bir ek kadar kısaydı.

Bağrı-ştık. Anılarımızın içinde sakladığımız birbirimizden kaç-ıştık.

Dünya bir ek kadar küçüktü.

Yine bir yerde rastla-ştık. Söylenecek fazla söz kalmamıştı, ben de sustum. Kalanları ona bıraktım, o da bana bırakmış olmalıydı ki o da sustu. Sus-uştuk. Beraber yapılan bir eylemin içine sıkıştırılmıştık. "Biz"dik, -ştik...