3 Aralık 2017 Pazar

There is no going back now.

Çevremde dönen olaylar içinde katkısız eleman olarak durup başıma gelecekleri bekliyorum gibi. İçimde bir ses var elbette. Konuşuyor, konuşuyor, bağırıyor bazen. Fakat bırakın bir kararı, bir etkinin sorumluluğunu dahi yüklenmek istemiyorum. Buraya nereden geldim?
-Geldiğim yere dönemem ki.
Bir çemberin bile başıyla sonu aynı değil.

Biraz konuşamayız. (Kafamın içinde konuşuyorsun zaten.)

Bazı insanlardan yanınıza bir tane alıyorsunuz. Bazen uzun bir süre sandıkta bekliyor zamanını. Bazılarını sesinden ayırt ediyorsunuz. Bazıları görünmez, bir an hisseder gibi oluyorsunuz. 

Kendinizi ise bıraka bıraka gidiyorsunuz. Fazla uzaklaşınca geride kalanı tanımak zorlaşıyor. El sallamak bile içinden gelmiyorsa önüne bakarsın. Yol almak güzel tabi. Fakat varabilmek mesele.

Sürekli düşünce kitapları alıp kafamdaki düşüncelerden okuyamıyorum. Ne düşünce kitapları okumak ne de düşünmek istiyorum. Beynimi bir süre inkübatörde bekleteyim diyorum, elektrikler kesiliyor.

Bu akşam memleket sevgisinden dönerken gece yolculuklarını çok sevdiğimi fark ettim. Çocukken gittiğim akşam gezmeleri mi sebebi düşündüm, bilmiyorum. Bir gece bileti ve titrek ışıklar. Sabahla beraber girersin şehre, mahmur. Sabah ayazı ve çay. Doğmakla ölmek arası-nda bir şeyler.

- Trende, koltukta, mescidde, omuzda, dizde uyuyabilirim. Beni de götürün.