23 Mayıs 2014 Cuma

Bugünler bir sayı- son günler

Bugün cvmi yazarken yıllar sonra interpals'e giriş yaptım, profilime kendim hakkımda yazdıklarıma bakıp "ilgi alanlarınız" başlığını daha havalı bir şeylerle doldurabilmek için. Çünkü içimdeki mükemmeliyetçi öyle emretti, unuttuğum bir şeyler olabilirdi falanko filanko. Tabi yıllar insanı biraz değiştiriyor. Falanko filankoyu da özellikle yazdım, yıllar hala güçlü olduğumu görsün, direniyorum, ilgi alanlarımla olmasa da, bağzı kelimelerimle direniyorum işte.

Yasmine cevap yazmış. 24 Mart 2013 tarihli bir mesaj. Önce 2014 olduğunu sanıp bir iki ay geçmiş üzerinden diye düşündüm. Geçen yılmış ha? Bir yıl geçmiş. Kendi yazdığım mesajlara baktım, çok daha çok zaman geçmiş. Kasırga mı deprem mi bir doğal afet olmuş orada, iyi misin diye sormuşum. O zamanlar Yasmine'in mektup projesi çok ilginçdi, oysa şimdi bunun biraz saçma olduğu düşünüyorum. Tanımadığı insanlara mektup yazmaktan ders çalışamayan kız çocuğu. İlk mektuplar hep aynı olmak zorundaymış gibi. Yazarken insanın aklına sürekli fotokopi makinasının çoktan keşfedildiği gelir. Sonra bu düşüncenin mektuba ihanet olduğunu düşünür, hayıflanırsın. Sonra kendine fazla yüklendiğini düşünür, bir mola verirsin, yarım mektupları çekmeceye koyar, uzun zaman boyunca bazı zamanlar hatırlarsın, yarım bıraktığın her şeyin hatırası hücum eder aklına, içini tırmalar. Ben böyle bir şeye kalkışsam böyle olurdu kuvvetle muhtemel. Ama Yasmine bir papatya. Huysuz ve huzursuz bir çiçek değil. Çiçek repertuarım geniş olsaydı bir isim verebilirdim bu huysuz ve huzursuz çiçeğe. Ah çiçeklerimi soldurmasaydım... Geçen gün mescide biri için menekşe hediyesi bırakmışlar, saksıda koyu mor tüylü ve insanın dokunma duyusunu karıncalandıran menekşe. Biraz kıskandım. Çiçek pazarında beş liraya satıyorlar menekşe. Mor ve tüylü. İnsan çiçek bakımındaki tüm beceriksizliğine rağmen özeniyor işte, mor ve tüylü bir sabaha uyanmak, ve tüm sabah huzursuzluğunun bir menekşeyi sevmekle korumak arasında kalmak olmasını istiyorsun işte.

Sonra Teresa'dan gelen mesajı okudum, görmüş ama açmamıştım, uzayan çünkülerim var, sıra sıra. Doktoraya kabul edilmiş, onun için öyle mutlu oldum ki, bunu ve onu sevdiğimi söylemek istedim, yine erteledim. İrem de bana kızgın olmalı. Üzülüyorum.

Cvme tahmin ettiğimden daha çok şey yazabildim. Kağıda dökünce her şey olduğundan daha kabarık duruyor. İnsanın bir cvsi olması öyle garip bir duygu ki. Tam olarak idrak edemediğin ama iyi olmadığını sezdiğin bir şeylerin parçası olmak hem üzücü, hem de bir şeyin parçası olmanın verdiği bir mutluluk var. Höf biraz saçmaladım. Ben de adının önündeki isimlerden korktuğum insanlara benzedim. İnsan blogunu cvsine yazamıyor tabi, ya da çektiğin fotoğraflardan en sevdiğini koyamıyorsun.

Sonra cvmi ve transcriptimi ekleyerek hocalara referans isteme maili gönderdim. Onları mailimi okurken düşününce biraz utanıyorum, sebebini çözemedim. Sanki hiçbiri umursamayacakmış gibi. Oblomov ne zaman okunur, onu da bilmez ki bu insanlar. Bir de hep çok meşguller.

Yarın speşıl tekniks in moleküler biyoloji sınavım var, tabi ki çalış-a-madım ve sabah erken kalkıp çalışacağım! Yav he he.

15 Mayıs 2014 Perşembe

Şiirli bir öğleden sonrası

Gözlerinde bulutlar görüyorum.
Rüzgar değiyor kalbime,
uçuşuyorum.

15 Mayıs '14/ Yeşil, Çim.

~Canlı yazın çalışmaları öğlesi; güneşin ayrımcılığı, kuş kavgaları, ağaç hışırtıları, bazı hatırlamalar mırıltıları, uykulu köpek, kaf dağı, Refia, Zeyneb ve ben -ilham team-