http://www.flickr.com/photos/anandham/4499539060/ by Prem Anandh P
Sevgili günlük,Bugünü, en büyük dertlerimden birinin derslerimle kursun çakışma ihtimali olmasını özleyeceğimi sanıyorum. Yani öyle diyorlar, biz şimdi giderken dönüyor olanlar. Aslında bana kalırsa dert derttir. Yaşarken hepsi zor. Herkese kendi derdi dert! Ve yaşamak hep dert! Üst üste kaç gün hiç tereddütsüz mutlu olabiliyor insan? İşte o da bizim beceriksizliğimiz.
Babam bir gün demişti ki; hayal kurmakla geçmişi hatırlamak birbirine ne kadar benziyor. O anıyı gerçekten yaşamış olup olmadığının bir farkı yok gibi demişti. Ben de olur mu canım demiştim ama şu an ona çok benzer şekilde hissediyorum. "Hayat, hayal!"
Humanities diye bir ders de -oğlum de'yi ayrı yazmışım, hiç de uyarmıyorsunuz! -atar var-- Kafka'nın Metamorphosis'ini -Dönüşüm- okuyoruz. Hani şu esinlenerek poğaçalı versiyonunu yazdığım hikaye -aklıma geldikçe gülümsüyorum-. Böcüğümüz sıkılmamak için pencereden bakıyor arada. Düşünsene insan boyutlarına yakın bir böcük, pencereye yaslanmış, sokağı izliyor. Bugün Hoca-pek bir şirin-, ailesi böcüğün Gregor olduğunu biliyor mu diye bir soru sordu. Sınıftan bir kız hayır, bilmiyor bence dedi ama neden böyle düşündüğünü pek açıklayamadı. Sonra Hoca, "Evet, belki Gregor evden erken çıktı ve evsiz bir böcük Samsa ailesinin evine sığındı. Onlar da bari bunu besleyelim dediler." tadında bir şeyler dedi. Böyle anlatınca komik olmadı di mi?
Bir ara tartışırken birisi "Eternal Sunshine of Spotless Mind'ı izlediniz mi?" diye sordu Hoca'ya. O da uzun zaman önce izlediğini söyledi. "Orada da Jim Carrey işi bırakıyordu. Bence Gregor çalışma şartlarına isyan ediyor, o yüzden böcüğe dönüşüyor" diye uzun uzun anlatırken, hoca aslında filmi pek hatırlamıyorum dedi. Bu sırada ben, Mecnun'un Eternal Sunshine of Spotless Mind demeye çalışışını hatırladığım için, gülmemek için kendimi zor tutuyordum.
Bugün annemin doğum günü. Burayı okumayacak ama olsun ileride okursa falan. İyi ki varsın anne! :)
Şey günlük, sen de iyi ki varsın da onu diyecektim ben.


