14 Kasım 2014 Cuma
ayaküstü sohbetler.
Hayatımdaki her şeyin başkalarından farklı olması beni çok yoruyor. Ayaküstü sohbetlerde dikkat çekmeyen sıradan cevaplar vermek istiyorum ama olmuyor. Dünyada neler neler olurken burada bundan şikayet etmem çok şımarıkça ama şu an buna ihtiyacım var. En başında ismimle bir dikkat çekiyorum zaten. İsmimi seviyorum, farklı bir isim olmasını da seviyorum ama her tanıştığım insana en az iki kez tekrar edip, yanında kökeniyle anlamını da anlatmaktan çok yoruldum. Eskiden bu hoşuma giderdi, artık sadece yoruyor. Sonra ortaokulu bitirdiğimde ve lise sürecinde hatta üniversitenin başlarında hep lise tercihim hakkında konuşmak zorunda kaldım. Bilmemne Anadolu lisesi diyip geçmenin ne kadar özgürlük verici olduğunu tahmin edemezsiniz. Farklı olmak hep cevaplarınızı açıklamanızı gerektiriyor, çünkü insanlar suratınıza aptal bir ifadeyle bakıp daha fazla konuşmanızı bekliyorlar. Sonra üniversitede bölüm tercihimle lise zımbırtılarından kurtulacağımı düşünmüştüm. Ama insan bir durup da tercih edeceği bölümün adına bakar değil mi? Onyedi yaş bunun için erkenmiş, gelişim kriterlerine ekleyin profösörler, makale falan yazın. Ve'yi de kelimeden sayarsak tam dört kelime ve halk için hiç açık bir bölüm değil, aksine fazlasıyla gizemli. Haliyle meraklı bakışlar, ve siz şunları yapıyorsunuz, şunları biliyorsundur sen şimdi diye hiç alakası olmayan ve her harfinden cahil cesareti akan cümleler... Sonra üniversite son sınıfta başladı ayaküstü sohbetlerin en sıkıcı zamanları. Ee ne yapacaksın mezun olunca? Bazen gerçekten hadsiz insanlara cesurca haddini bildirmek istiyorum ama sonra içimdeki empati gücü, temsil ettiğim değerler gibi gibi sebeplerle vaz geçiyorum. Bazen kocaman bir SANANE demek istiyorum. Gerçekten çok samimi olmadığım insanlara kendimi anlatmak bana suçluluk hissettiriyor ama çenemi tutamıyorum. Yıllar yıllar önce Semha da böyle bir histen bahsetmişti. Uzun uzun konuşup, kendinden hayatından bahsettiğinde akşamına çok mu kendimi açtım diye pişmanlıklar yaşamasından. Kendisinin de balık burcu ve farklı isimli bir arkadaş olması bir correlational çalışmada incelenebilir. Bir bilim kadınının blogunu okuduğunuz için her kelimenin ardında efenime söylüyüm bir formül, bir hipotez, bir lab önlüğü bulabilirsiniz. Şimdi mezuniyet sonrası tercihlerim de yine hep açıklamalı. Kimseye açıklama yapmak zorunda değilim, aslında bir iki kelimeyle toparlayacağım bir şey de ama dediğim gibi çenemi tutamıyorum. Neyse acilen yaptığım işi halk seviyesine indirgemem gerekiyor. Depresyonda gibiyim ama depresyonda olamayacak kadar da mutluyum. Depresyon semptomlarını bilmesem kendime antidepresan yazardım, ama çok mutluyum. Mükemmeliyetçilik beni içten kemiriyor, hayatımdaki hemen her şeye hata gözüyle bakmama sebep olabiliyor. Sonra bir ara içimdeki polyanna bana hayatımdaki hemen her şeyin muhteşem olduğunu hissettiriyor. Bir pendulum. Sizi şimdi yaşamış olduğum bilişsel süreçler hakkında da bilgilendiriyim, çünkü çok lazım. Akşam üstü biraz uyudum, uykuya dalmadan önce bir hikaye düşünüyordum, yazmaya ihtiyacım vardı. Duyma engelli Ayşe'yle ilgiliydi, kelimeler çok güzel geliyordu, hala hatırlıyorum -bu güzel. Uykuya dalınca bu hikayeyi unutmuştum, ta ki az önce pendulum yazana kadar. Çünkü bu kelime disability dersinde okuduğumuz makalelerden birinde geçiyordu. Duyma engelli Ayşeli hikaye de bu dersin üzerimdeki etkisinden bir anda çıkmıştı. Pendulum diyince hop hikaye aklıma geldi birden.
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)