"Taleb şan değildir. Razı ol, şan da senin, nam da
senin.
Varlığı bilinmezlik toprağına göm. Gömülmeyen şey nabit (ağaç ve nebat gibi yerden bitip büyüyen) olmaz.
Varlığı bilinmezlik toprağına göm. Gömülmeyen şey nabit (ağaç ve nebat gibi yerden bitip büyüyen) olmaz.
Dünya sûretlerinin bulaştığı ayna nasıl parlar? Huzura
girmeden önce tevbe sularında yıkan.
Kader teneffüs ettiğin her nefeste seninle.
Eşyadan eşyaya seyehat edip durma. Kendine uzaktan bakmayı öğren. Bir dolap beygirine benziyorsun.Öyle ahmak,öyle hüzün verici.
Hicret ve niyetin kimin için? Bir gece yarısı uyandığında yatağından kalk, şöyle yıldızlara bak. Düşün!.. Madem ki içinde bulunduğun yer, konuştuğun kimse sana feyz vermiyor; terk e mâni olan ne?
Ölüme ağlama. Kalbe bak. Hata ve isyan ile pişman, ibadet ve taat ile neşveli değilsen zaten ölüsün.
Nefsin karanlık orduları fevç fevç (akın akın) akıyorlar. Zaman ve mekanı dolduran et kokusu. Metin ol, vadedilen bir şeyin vuku bulmaması seni şüpheye sevk etmesin. Basiretine güven.
Dünya nimeti için zaaf haline düşersin. Ona doğru koşma, şükür ipi elinde ya. Her meseleye cevap veren, her gördüğünü kucaklayan, her bildiğini anlatan bir kimse mi gördün; ondan derhal uzaklaş.
Marifetin mukabili inkâr, ilmin mukabili cehalettir.
Melâl içindesin. Yoksul olduğunu düşünüyorsun. Ne ki senden alınmıştır, o senin hayrınadır. İçindeki yoksulluğu hissediyor musun? İşte senin için en hayırlı vakit. Unutma, ihtiyaç mütemadidir.
Sözde hikmet çoktur. Birincisi, kimden geliyorsa onun kalbinin kisvesini taşır. Ne ki nefsine ağır geliyor, onu yap. Kaldırdığın ağırlık miktarınca sana ferah erecektir. Kederle dolusun. Merak ve endişe içindesin.Demek ki hakîkati göremiyorsun. Karamsarlığın kaynağı ışıktan uzak durmaktır. Gayret atına bin, himmet dile ve ümîd et. Bidayeti parlak olanın nihayeti de parlaktır.
Kader teneffüs ettiğin her nefeste seninle.
Eşyadan eşyaya seyehat edip durma. Kendine uzaktan bakmayı öğren. Bir dolap beygirine benziyorsun.Öyle ahmak,öyle hüzün verici.
Hicret ve niyetin kimin için? Bir gece yarısı uyandığında yatağından kalk, şöyle yıldızlara bak. Düşün!.. Madem ki içinde bulunduğun yer, konuştuğun kimse sana feyz vermiyor; terk e mâni olan ne?
Ölüme ağlama. Kalbe bak. Hata ve isyan ile pişman, ibadet ve taat ile neşveli değilsen zaten ölüsün.
Nefsin karanlık orduları fevç fevç (akın akın) akıyorlar. Zaman ve mekanı dolduran et kokusu. Metin ol, vadedilen bir şeyin vuku bulmaması seni şüpheye sevk etmesin. Basiretine güven.
Dünya nimeti için zaaf haline düşersin. Ona doğru koşma, şükür ipi elinde ya. Her meseleye cevap veren, her gördüğünü kucaklayan, her bildiğini anlatan bir kimse mi gördün; ondan derhal uzaklaş.
Marifetin mukabili inkâr, ilmin mukabili cehalettir.
Melâl içindesin. Yoksul olduğunu düşünüyorsun. Ne ki senden alınmıştır, o senin hayrınadır. İçindeki yoksulluğu hissediyor musun? İşte senin için en hayırlı vakit. Unutma, ihtiyaç mütemadidir.
Sözde hikmet çoktur. Birincisi, kimden geliyorsa onun kalbinin kisvesini taşır. Ne ki nefsine ağır geliyor, onu yap. Kaldırdığın ağırlık miktarınca sana ferah erecektir. Kederle dolusun. Merak ve endişe içindesin.Demek ki hakîkati göremiyorsun. Karamsarlığın kaynağı ışıktan uzak durmaktır. Gayret atına bin, himmet dile ve ümîd et. Bidayeti parlak olanın nihayeti de parlaktır.
Gönül eri garîb olmaz.
(Ataullah
İskenderî'nin -öl. 1309- Hikem-i Ataiye'sinden ilham ile)"
-Yoksulluk İçimizde / Mustafa Kutlu
-Bu kitabın içinde üç tane kayısı çiçeği kurutmuşum. (-Sayfalar arasındaki sarı lekeler, çiçeğin tozudur.) Birini zahter'e göndereceğim. Keşke kendimi de zarfa koyup gönderebilsem. Haftasonu pembe çiçekli şeftali ağacıydım, bugün de bir iki saatliğine sekiz buçuk yaşındaydım.
-Bu kitabın içinde üç tane kayısı çiçeği kurutmuşum. (-Sayfalar arasındaki sarı lekeler, çiçeğin tozudur.) Birini zahter'e göndereceğim. Keşke kendimi de zarfa koyup gönderebilsem. Haftasonu pembe çiçekli şeftali ağacıydım, bugün de bir iki saatliğine sekiz buçuk yaşındaydım.
