3 Temmuz 2013 Çarşamba

helecan'a, yanında bir dilim psişik deneyimlerle

Sevgili helecan,
Çok helecanlıyım.
Saçmalamadan -çok geç!- sadede geleyim. Arkadaş şimdi ben bu helecan kelimesini tam hatırlamamakla beraber Saatleri Ayarlama Enstitüsü'nde ya da Sahnenin Dışındakiler'de okudum ilk olarak. Ha eğer Saatleri Ayarlama Enstitüsü'nde helecan diye bir kelime geçtiyse ilk Saatleri Ayarlama Enstitüsü'nde okudum demektir çünkü önce onu okudum. Hiç karıştırmadım, birini bitirdim, diğerine başladım. Her ne kadar aynı anda altı kitap okumamla tanınsam da prensip olarak aynı yazarın kitaplarını aynı anda okumam. Genelde aynı yazarın birden fazla kitabı elimde bulunmuyor. Hep de bir prensibim olmasını istemiştim. Aman, konu toparlanamayacak ölçüde dağılmasın. Helecanlandım yine, dönelim helecana. Bunca yıllık sözlük okuruyum. Bugüne kadar bir kere bile mi olmaz rast gelmedim şu kelimeye. Neyse bugün yerli yerinde bir kullanımla bir yazımda da yer vermiştim kendisine ve bu yazının yayınlanması üzerinden yarım saat bile geçmemişken, nasıl olur da uludağ sözlük'te sol frame'de rastgele gi-ö-rdiğim her zamanki sözlük saçmalamasını tam dozunda yaşayan bir başlık içindeki entryleri göz atlaması yöntemiyle okurken bir entryde bu kelimeye rast gelirim? Hadi ateyizler bunu da açıklayın bakalım. Bu entry ikibinsekizin ekiminde yazılmış. Yani yazarın alfa dalgaları bana ulaşmak için baya bir yol kat etmiş. Alfa zincirini çözmemiz için helecanı ilk kullanan kişiyi bulmamız gerekiyor. İhtimalsiz!
Bu tür şeyler başıma çok geliyor. Adeta beni psişik bir insan olduğuma hükmetmeye iteliyor. Psişik bakışlarımla babama bu teorimden bahsettiğimde bana pis pis baktı. Kendisine ne alfa dalgalarından ne de -hayal gücümün devreye girip girmediğinden emin olamadığım ama gerçekten yaşadığımı ısrarla iddia etmeye devam ettiğim- astral seyahat deneyimimden söz edemedim. Nasıl oluyor da rastladığım yeni bir şey, o zamana kadar uzunca bir zaman rastlamamışken -yani nadir rastlanan bir şeyken- bu ilk rastlayışın hemen ardından, çok geçmeden karşıma çıkar -Hayır! Algıda seçicilik değil, eminim- diye sorduğumda kendisi bunu olasılık sınırları dahilinde şaşırtıcı bulmadı. Bana kalırsa, sanki benim beynimden salgılanan alfa dalgaları bir çekim oluşturuyor ve bu konuya dair diğer dalgalarla iletişime geçiyor falanko filanko -çok bilimselleştiğimi farkettiğim noktada halk diline bağladım ki okuru kaybetmiyim-. Gecenin şu yarısında yazdığım yazı bir işe yarasın diye wikipedia'yı açtım. Çünkü alfa dalgaları var! Değişik şuur halleri diye bir başlık buldum-adeta canlı yazın yapıyorum-. "Terim ilk kez ABD'li psikoloji profesörü ve parapsikolog olan Charles Tart tarafından ortaya atılmıştır". Sonunda büyüyünce ne olacaksın sorusunun cevabını buldum: parapsikolog. Bir yazı daha amacına ulaştı.
Helecanla,


4 yorum:

semmma dedi ki...

"çok bilimselleştiğimi farkettiğim noktada halk diline bağladım ki okuru kaybetmiyim"

(bkz: sesli gülmek)

demguzar dedi ki...

halk önemli, halk önemli! cumhuriyet halk blogu ahaha

dmisal dedi ki...

Ahaha :D
Bu yazı Reader'ın sonu ile Feedly'nin başlangıcı arasında yitip gidecekmiş ama neyseki linkler var. İyi yazmışsın, iyi ki güldük :)

demguzar dedi ki...

gözden kaçırsan bile ben alfa dalgalarımla seni yönlendirirdim zaten ;D