"Bu işkencenin bir yanı merak, bir yanı tedirginlik.
Bir yanı dikkat, bir yanı ürkeklik.
Tıpkı bir güvercin gibiyim...
Onun kadar sağıma soluma, önüme arkama göz takmış durumdayım.
Başım onunki kadar hareketli... Ve anında dönecek denli de süratli.
...
Evet kendimi bir güvercinin ruh tedirginliği içinde görebilirim, ama biliyorum ki bu ülkede insanlar güvercinlere dokunmaz.
Güvercinler kentin ta içlerinde, insan kalabalıklarında dahi yaşamlarını sürdürürler.
Evet biraz ürkekçe ama bir o kadar da özgürce."
Ben bu tedirginliği farklı ortamlarda, olaylarda yaşadım. En çok Hacettepe'de yaşadım. Hala o günleri düşündükçe içimi kaplar, ani bir nefes alırım. Geçti derim kendime, gerçekten mi. Şimdi bambaşka bir konuda yine bu tedirginliğin içindeyim.
Bu tedirginliğin içinde kaybetme korkusu var. İlacı tevekkül muhakkak. Tevekkül kasımı güçlendiren rabbime şükürler olsun. Ama hala ne kadar zayıf.
Kalbimi içinde bulduğum bu güvercin tedirginliğini feraha çıkarsın Rabbim.
-'Güvercin tedirginliği'ni Sümsak'tan öğrenmiştim, 5 yıldan fazla oldu. Rabbim onun da kalbini ferahlatsın, yolunu açsın hayırlısıyla.
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder