Bu sabah alacakaranlığını, geçen hafta izlediğim bir polisiye dizideki cinayet vakasında delilleri nasıl yok edip, nasıl yakalanılmayacak bir cinayet olabilirdi diye kurgulayarak geçirdim. Etrafta Dna bırakmamanın mümkün olup olmadığına kafa yordum. Hiç fark ettirmeden düşmüş bir saç teli, deri parçası... Gattacada etrafa deri parçaları dökülmesin diye saatlerce sıcak banyoda keselenen Vincent geldi aklıma. Sonra cinayet silahı tercihi ve nasıl yok edilebileceği üzerine kafa yordum. Bir de filmlerde gördüğüm kadarıyla mavi bir ışıkla bakıp temizlenmiş kan lekelerini görebiliyorlar. Yıkansa bile de görülebilir mi onu düşündüm. En son, mobese kamerası noktasında takıldım. Direk o binayı gören kamera olmasa, geri dönüş yolunda mutlaka vardır, arabayla gitsen plakadan, taksiyle gitsen polisin şu saatlerde taksiye binsen şöyle şöyle biri var mı araştırmasından, araba kiralasan kayıtlardan yakalanabilirsin. Vincent da sonunda yakalanmıştı nitekim. Merak etmeyin kimseyi öldürme niyetim yok :) İnsan kendi kalbini öldürmek ister mi hiç? Bir bedenin ağırlığını ömrü boyunca sırtında taşımayı...
Çocukken de okulda bir sıranın üzerinde kaç nesil öncesinin izlerinin var olabileceğini düşünürdüm. Ders esnasında düşüncelerimde daldan dala atlayıp sonra buraya nerden gelmiştim diye geriye doğru iz sürerdim. İlk düşünce parçacığını bulmadan rahatlayamazdım. Hiçbir şey düşünmemeyi düşündüğüm zamanlar da oldu tabi. Bu şuna benziyor. Bir kağıt kalem almışsın, bir şey yazmıyorsun ama kağıt kullanılmış gibi kirleniyor, öyle kalemin mürekkebiyle, yazıyla değil ama bir tür yaşanmışlık belli oluyor. İşte öyle bir kağıt gibi oluyor beynin, hiçbir şey düşünmemeyi düşünürken.
Yıllardır uğraşıp istediğim sabah namazından sonra uyumama alışkanlığını, hiç planlamadan edindim sanırım. Ama henüz verimli geçirme seviyesine getiremedim. Çabalarım sürüyor. İstemezsem olur bence.
3 yorum:
Ben de ne düşünceler dizisi, ne geriye doğru takip edip bulmalar atlattım. Hala da oluyor. Sonunda demişsin ya istemezsem olur diye, galiba öyle. Akışına bırakmak, bu arada içinde bulunduğun hayata odaklanmak sanıyorum tek çare.
Çok hoşuma gitti
Teşekkürler juliet, buna sevindim. ^^
Yorum Gönder