16 Ağustos 2014 Cumartesi

dolmuş edebiyatı.

Çukurambar dolmuşlarının öyküsel bir tarafı var. Her dolmuşta az biraz vardır belki ama işte burada daha fazla. Kumrular'dan köşeyi dönerken oluyor, ne oluyorsa. Adeti, tabelaların çirkinliği ve binaların uyumsuzluğuyla meşgul olmak olan gözlerim, kıyıda kalmış bir lahmacuncuya ya da gri binalardan birinin çatısından bir anda -tam dolmuş köşeyi dönerken- havalanan kuşlara takılıyor. Bugün, Zeyneb'in elinde mor ve tüylü menekşe, benim elimde Zeyneb'in kayınço dediği, benim adını bir türlü öğrenemediğim ama renklerine bayıldığım, turuncu kayınço çiçekle dolmuştayız. Yanıbaşımızdaki cam açık. Yapay rüzgar, aklımızı havalandırıyor. Öyle çünkü rüzgar rüzgardır. Ben o anın aslında olduğundan çok daha güzel olduğunu düşünüyorum. Ellerimizde bir saat içinde çoktan bir çöl kuşunun olacak mor ve turuncu iki saksı çiçekle, toprak yolların dedikodusunu yapıyoruz. Ben, mor ve tüylü bir menekşeyi sevmekle korumak arasında kaldığım bir sabahın hayalini kuruyorum yine. Çiçekçinin üzerine sıktığı spreyden, çiçeklerimizin kokusunu alamıyoruz. Bir çiçek güzel kokmuyor diye onu zorla kokutmak zorunda mıyız'ın tartışmasını yapmak istiyorum çiçekçiyle. Ne yani ben çiçeğimin kokmayan ama aslında iyice koklarsan biraz kokan kokusunu koklayamayacak mıyım çiçekçi bey?

-Elimde bir sırt çantası, bir torba, bir saksı çiçek, bizi indirecek kadar yavaşlamaya ama asla durmamaya kararlı bir araçtan aşağı inmeye çalışıyorum. Kent yaşamı böyle bir şey işte, insan biraz savruluyor.

10 yorum:

yayın akışı dedi ki...

çok güzel.

demguzar dedi ki...

çok teşekkürler.

Adsız dedi ki...

çoook güzel yazılar! okuyabildiğim kadar okudum, vaktim olunca baştan sona okuyacağım :)
ve yanlış anlama lütfen ama stalker ruhum kabardı çok merak ettim seni :)

demguzar dedi ki...

RockunzeL, yorumunla çok mutlu oldum veee seni hatırlıyorum! Şimdi ah eski bloggerlardan kim kaldı muhabbeti yapmayı ne çok isterim. Blogundan bir iki yazı okumuş olmalıyım. Dersaneyle alakalı bir şeyler hatırlıyorum, dört yıla yakın zaman geçmiş olmalı :O. Şimdi senin bloguna baktım da ODTÜ'de misin sen?

Adsız dedi ki...

Ah o muhabbet en sevdiğim! İsmin kedicikmiş ama ben hiç hatırlayamadım onu, evet yıllaaar geçmiş. Evet ODTÜ'deyim. Sen de dimi? Bi kaç fotoğraf gördüm gözlerim beni yanıltmıyorsa bizim okul :D

Adsız dedi ki...

merhaba tekrar ben :D
galiba bilkentlisin ben karıştırdım :D bi an heyecan yapmıştım aynı okuldayız diye :D

demguzar dedi ki...

Gelincikli fotoğraf evet ODTÜ'den :) Sana mail atcam! ^^

Adsız dedi ki...

Mail attıysan büyük ihtimalle iletilmedi :)

juliet dedi ki...

yine yazı yaz

demguzar dedi ki...

Rockunzel mail atamadım henüz, çok sorumsuzum :( Bu hafta içinde göndereceğim.

Juliet, yine yazdım, hem de kocaman :) Teşekkürler ;)