14 Ağustos 2014 Perşembe
bir soru işareti; büyüyen, bölünen, dolanan, aklımda.
Aslında sana sormayı dilediğim bir sürü soru var. Benim kafamın içi soru işaretleri doludur, biliyor musun. Bak bundan bir blog yazısı bile olur ama ben sana anlatıyorum. Henüz ortaokuldayım, Türkçe dersinde sürekli sorular soruyorum, çünkü bana söylenenin dışındaki bütün ihtimalleri de birer birer elden geçirmek benim kıskacım, benim canımı acıtır, başkalarını olsa olsa biraz fazla yorar. Ben soru soruyorum, sordukça daha farklı ihtimallerin önünü açıyorum. Ben sordukça diğer çocuklar bana neden bu kadar çok soru sorduğumu soruyorlar, bu soruları nereden bulduğumu. Ben de diyorum ki benim kafamın içinde kocaman bir soru işareti var. O zamanlar bir şaka olan bu soru işareti, şimdi beynimin kıvrımları arasında kanlı canlı dolaşıyor. Bazen mitoz bölünmeyle çoğalıyor, kimileri ölüyor, yenileri doğuyor. O dolaştıkça ben yoruluyorum, kafamın içi karmakarışık oluyor, dağılıyorum. Bir soru işareti ne kadar büyük olabilir ki? Üzerine çizdiğin kağıt kadar. Bir soru işareti ne kadar büyük sorular sorabilir peki? Ne sorduğunu bilmeden sorar bazen. Ne aradığını bilmeden aranırsın. Bulsan belki bileceksindir de hiç bulamazsın. Ben bunları sana anlatamadığım için yazdım.
Kaydol:
Kayıt Yorumları (Atom)
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder