10 Aralık 2013 Salı

Sabiha'ya üç- vedaları sevmeli, ayrılık olacaksa.

This photo has Some Rights Reserved, by Marce Mendez Campos.
Vedasız gidişlere katlanamam Sabiha. Ve bugün anladığım üzere bir gün birisi vedasız çekip gitmiş. Ne zaman gittiğini bilememek beni delirtiyor. Bir not bile yeter oysa ki. Çelimsiz harflerden ufak bir kelime... Öyle pervasız bir cüretle git-MİŞ, meğersem. Kenara düşülecek bir tarihi bile çok görmüş bana.
Bu, bu.. bu öyle bir şey ki... günlerce sonbaharı beklemek, yaprağın renk değişimlerini belleğine ekmeyi beklemek, şemsiyeyle dostluğu beklemek ama bir anda kışın bastırması gibi Sabiha.
Trenin istasyona varmasını bekliyorsun, seyyar hikaye satıcılarından bir öykü alacaksın. Öykünün ne kadar bayatladığı umurunda değil. İlk defa bir tezgahtan öykü seçeceksin arkadaş! Sonra yollar hızlanıyor, gözlerinin önünden önce renkler sonra çizgiler akıyor, sen yavaşlıyorsun, uyku sarmalanıyor çevrene, denizlere dalıyorsun. Ve huzursuz bir itkiyle gözlerin yavaş yavaş değil, bir anda açılıyor; çünkü içinde bilincinin ulaşamadığı bir yer, kalbinde, beyninde, ruhunda, nerede olduğunu hiç bilemeyeceğin bir yer biliyor Sabiha, biliyor... Önce cama bakıyorsun, yola, hıza, dalgalı karasallığa bakıyorsun. Sonra çevrene bakıyorsun, bir çift göz ve bir ses arıyorsun, çarpık çurpuk harflerle istasyon diyorsun, öykü... Yanındaki Karsta inecek amcayı arıyor gözlerin, onun kahverengi lekeli ellerini arıyor, görmüş geçirmiş ellerini, çizgilerden, yorgun kaslardan zor ulaştığın çakır göz bebeklerini arıyor. Kumarcı bir kocaya kendi elleriyle gelin ettiği kızına, gül-tenlisine duyduğu pişmanlığı arıyorsun, memleketteki tarlalarını nasıl sattığını, içinin yarısını nasıl evinin damında bırakıp, kalanını nasıl göç rüzgarına saldığını, tüttürdüğü marlboranın kokusunu arıyorsun. Hiçbiri değil Sabiha, bulamayacağın, hepsi yanında, şuracığında... Sen asıl bir Allah'a ısmarladık'ı, Hayırlı yolculuklar'ı, Hoşcakal evlat'ı arıyorsun. Kalemi alıyorsun, vedaların olmadığı bir öykü yazıyorsun, bir katman daha yükseliyor gidenin arkasından bakma halin. Öykünün arkasından el sallıyorsun, kimse görmüyor.
Yoo, ne kadar anlatsam boş. Bilemezsin Sabiha. Cemal vedasız mı gitti sanki, bir anda mı gitti, -miş eklerinin arkasına mı saklandı Cemal? 
Ah tabi ya o da öyle git-MİŞ-ti.

4 yorum:

Adsız dedi ki...

eğlenceli dedim ama aslında üzücü, çok üzücü.

demguzar dedi ki...

ah evet, bir de üzücü şıkkına ihtiyaç var o zaman. ama o işaretlenince ben üzülürüm, birisini üzmüş olduğumdan.

ikibinondörtün ilk yorumu sizden geldi sayın adsız ama keşke bir adınız olsaydı, bilebileceğim :)

Adsız dedi ki...

bu yazı niyeyse tuttu beni Divlin,
ben Ayşe bu arada yeni hayranın :)

demguzar dedi ki...

Teşekkür ederim Ayşe. Bu yazıyı ben de seviyorum :) Sevmene sevindim :)
Sevgiyle,