![]() |
"http://www.flickr.com/photos/25506891@N06/4392529786/" by nasos zovo
|
Bir gün
devbirkedi cik -Bu ek hikayenin sonuna doğru daha bir anlamlı hale gelecek.
İhtiyaç duyacağız bu cik ekine, o yüzden aklımızda özenle saklayalım lütfen-
her gün her gün geç kalarak diğer stajerlere kötü örnek olduğunun farkında,
alelacele evden çıktı. Acele etmesine rağmen otobüsün zorlu koşullarını
düşünerek kahvaltısını yapmayı ihmal etmedi. Otobüse bindi, kendisinden hemen
önce binen iri yarı adamcağız var olan tek yeri de kapatmıştı. Bu sebeple
kedicik’e ortada ayakta durmak kalmıştı ama kedicik şükretti, çünkü otobüsün
çok daha zalim yönleriyle karşılaşmıştı. Gel zaman git zaman binenler, inenler,
inenlerin yerini kapanlar, kapmaya çalışan başkalarının ayağını kaydıranlar, hayallerini
yıkanlar derken trafiğin epeyce sıkıştığı, santrimetrik olarak yolculuğa devam
edilen anlar geldi. Bütün bu süreç sonunda kedicik hala tek başına ayaktaydı
–Buraya bir sitem kondurmak istiyorum çünkü kedicik bütün bu curcunada
çevikliğini kullanarak bir yer bulamadı, gücüne güvendi ve yanıldı.- Otobüs,
sekizinci kattaki evine varabilmek için merdivenleri çıkmaya çalışan yaşlı bir
nine gibiydi. Bir yürüyor, iki dinleniyor ve o kısacık yol umut dolu bakışlara
rağmen ısrarla sonuna ulaştırmıyordu. Kedicik hala kendini canlı tutmaya
çalışıyordu ama nafile. Yavaş yavaş kedicik birilerinden yer isteme gereğini
yoğun bir şekilde hissetti ama istemedi –Buraya da bir sitem lütfen, utangaç
kedicik bunu en sevmediği şeylerden biriyle -herkesin kendisine bakması, uzun
bakışlar, dikkatli gözlerle- ödedi.- Sonra gözleri artık cisimleri, insanları,
renkleri seçemez olmuştu. Daha acınası bir ifadeyle kedicik’in gözleri sonsuz
bir karanlığa gömülmüştü. Türk filmi klişesine başvurup "Nayır Nolamaz
Kaptan! Otobüsü Durdurun, Kör Oldum!" diyebilirdi ama demedi. Kedicik kör
haliyle dayanmaya çalıştı, birazdan bütün bunların geçeceğini ve iyi günlerin
çok yakında olduğunu düşündü. Kendi kendine "Everything is gonna be
alright baby"* diyordu. Ama hayat her zaman umut ettiğimiz yönde atmaz
adımlarını. Kedicik artık bilinç kayıpları da yaşamaya başlamıştı, yavaş yavaş
soyutlandı otobüsten ve tüm o iyi dileklerden. O sırada biraz sonra “Açılın!
Ben doktorum.” diyecek olan bir amca “İyi değil gibisiniz” gibi bir şeyler
deyince “Hı hı” dedi yarı kendinde. Bir uğultu başladı: gelin oturun diyenler,
camı açın diyenler, su verelim diyenler, kolonya getirenler ve doktor amcanın
meşhur repliği –“Ben doktorum.” Peh!- Bir an bütün bunların çok uzağında
hissetti kendini. Sanki bütün sesler ve tüm o insanlar gerçekti de kedicik
başka bir dünyada, onların bu telaşına kısa bir an kulak misafiri olmuştu.
Gelin şuraya
oturun dediklerinde kedicik "Göremiyorum ki" dedi pek ezik ve düşsel
bir şekilde, hem ezik hem de düşsel olması alışılmışın dışında. El yordamıyla
-kolundan çekiştirenler, sırtından ittirenler- boş bir koltuğa doğru
sürüklendiğini hissetti. Bu sırada o da hangi taraftan kimin yer vermiş
olduğunu düşünerek yönünü ayarlamaya çalışıyordu. O sırada bir kadınla doktor
arasında kavga çıktı. Kadın kedicikle ilgilenmeye çalışırken doktorun önüne
atlamış olmalı ki “Siz doktor musunuz?” dedi doktor. “Hayır ama tecrübeliyim
hastalar konusunda.” dedi kadın. Sonra bu doktor amca ve alaylı doktor olduğunu
savunan teyze zavallı kedicik’in üzerinde araştırma yaparak teşhisi koydular:
Epilepsi! (Gözler dehşetle büyürken ağız aralanır.) Acilen bir nöroloji
servisine görünmesi gerektiğini öğütleyip, durakları geldiğinde indiler.
Kedicik inerken de bir amca, oturup bir şeyler yemesini söyledi-Ama Ama Ama
kedicik kahvaltı yapmıştı-, indikten sonra da dönüp dönüp hala ayakta ve
bayılmadan yürüyebiliyor mu diye baktı. Bu sahnelerden duygulanan kedicik,
sessiz gözyaşları döktü -Amma da sulugöz, sanırsın otobüste bayılan tek kedi-
Ama bu öykü kötü bitmesin. Çabuk toparlandı ve epilepsi değil. –Çok şükürler
olsun!-
Yazının
rekoru: en fazla - işaretini kullanma.

9 yorum:
Bu çok oturgaçlı getirgeçlerdeki yer kapma hadisesi bence "köşe kapmaca"nın evrimleşmiş hali. ehehe.
Sıcaktan bunalmışsındır, ne bileyim, umarım ciddi bir şey değildir. Ben olsam "Açılın, ben doktorum!" diyemezdim; ama "Açılın ben insanım yer vereceğim ulaaan!" triplerine girebilirdim. ahahaha.
- Ama bir şey itiraf edeyim; yaşlılara bile pek yer veren bir tip olduğum söylenemez. Yani, yer veriririm tabi. Ama bir kere yer verdiğim kadının o aptal tavrı yüzünden bir antipatikleştim bunlara karşı. İşte, bu da saçmalık ya. ehehe. -
Her şey düzelecek, kedicik yeniden sağlam bir şekilde ayakta durma gücünü kendinde gösterecek! Ve kedicik, böyle betimlemelerle beni benden alıp sırıtık ifadeyle suratımı süsleyecek. Bir insan, bayılma hadisesini böyle tatlı anlatabilir.
" Otobüs, sekizinci kattaki evine varabilmek için merdivenleri çıkmaya çalışan yaşlı bir nine gibiydi. " ahaha, çohoş.
Geçmişler olsun, umarım iyisindir. Hoşsundur. Hoş olursundur. Tamam. Sustumdur.
"-" rekorunla mest ettin.
Bloglar Listesi üyesi olduğunuz için, Blog Rehber tanıtım sayfanızı hazırladık.
Lütfen bir göz atarak; a) değişiklik isteklerinizi b) bulunduğu kategorisi yanlış ise c) olması gereken başka kategoriler var ise c) mevcut kategoriler uymuyor ise önerdiğiniz kategori adını bildirmeniz halinde talepleriniz yerine getirilecektir.
Ayrıca:
Bloglar Listesinde yer alan isimlerin bazıları, Blog Star Seçmelerinde önerilen blogların isimleri olduğundan ve listeye otomatik alındıklarından dolayı, şu soruyu da sormak gereği duyuyoruz:
Listeden ve/ya tanıtım sayfalarından kaldırılma talebiniz var ise onu da bildirin lütfen.
Tanıtım sayfanıza girmek için:
link: http://blogmuhtar.tk/ veya http://mahallemizinsakinleri.blogspot.com/
burada KİŞİSEL BLOGLAR bloglar sekmesinie girdiğinizde EDEBİYAT BLOGLARI sekmesine geçerseniz listede blog adınız bulacaksınız.
Onaylarınızdan sonra, bu tanıtım sayfaları, ulaşım kolaylığı için, Bloglar listesine bağlanacaktır.
Bu noktadan sonra kategorileri tekrar değiştirmek zor olacağından özellikle kategorileriniz konusunda bize bilgi vermenizi rica ederiz. Tekrarlıyorum: Eğer mevcut kategorilerden başka bir kategori olması gerekiryorsa bunu da bildirin yeni bir kategori açalım.
Sayfa içeriğini, arzu ettiğiniz her zaman güncelleyebilir ve değiştirebilirsiniz..
Şimdiden teşekkürler
Hehe evet, büyüklerin köşe kapmaca oyunları, çocukluğa dönüş.
İki büklüm, tutunmaya çalışan dedelere, ninelere kıyamıyorum, yazık. Ama bazı insanların 'yer vermek zorundasın' tavrı itici olabiliyor. Pek de zor durumda olmamalarına rağmen neredeyse kolundan çekerek seni kaldırıp yerine oturacaklar.
Umarım ciddi bir şeyin belirtisi değildir. Ama epilepsi teşhisi de biraz abartıydı yahu. Acaba ağzımdan köpükler mi fışkırttım diye şüphelendim kendimden.
Asıl senin bu motive edici yorumların sırıtık ifadeleri dolduran suratıma =)
İyiyim, hoşum çok şükür. Sen de çohoş ol, hep! =)
Bu arada gmail adresini göremedim blogunda, ekleyip konuşalım dicektim ^^
Ayrıca mimlerimi gördüm, hatırına gelmiş olmak güzel =) yazmaya çalışacağım. Bissürü yazmışsın, yorumlayacağım ama biraz bekletebilirim. =)
Hayır, ihtiyacı olana elbet tabi yer veririm. Tabi, gözümden kaçmazsa. Ama bazısı da var dediğin gibi... NO COMMENT!
Epilepsi kısmıyla ilgili bir şey söylemedim bile zaten, ürktüm valla. ehehe.
Ne bileyim, ben bir tek Twitter'ımı koydum, yeterli diye düşündüm. ehehe.
- beyzamollaahmetoglu@gmail.com -
Aaaa! Seni unutmanın pek bir mümkünatı yok ki. Yani, pek nadir uğrasan da bloguna, yok, ı ıııh. ehehe.
Sen bilirsin, fark etmez efenimmm.
Öptüm.
Bir de, önceki yazındaki yorum için tekrardan özür dilerim. ahahaha. Aklıma takıldı valla.
Muhtar Bizim Mahalle, biraz önce bu yorumun ikizine cevap vermiştim ama tekrar ediyim. Bilgilendirme için çok teşekkür ederim. Blogum şu an Edebiyat Dünyası ve Günce Blogları arasında bulunuyor. Aynı zamanda Karma Konular Blogları arasında da bulunursa mutlu olurum. Tabi acaba yorum yazmak yerine size mail mi atmam gerekiyor diye de bir düşünce meşgul etti şimdi beni.
Beyzacım bağlantı sorunlarımı aşınca ekleyeceğim adresini.
Şımardım çok şımardım ama =) Ben de seni sık sık yokluyorum aslında da bunu pek belli edemiyorum ^^
Öpücükler yolladım ben de ;)
Bende çok yolculuk ettim ama hiç böyle birşey gelmedi başıma. Bir kere ablam fenalaşmıştı.
Sizede geçmiş olsun.
İnşaallah sadece sıcaktandır. Ablamınki otobüsün tetiklediği bir halsizlik idi.
Tamam efenimm, beklerim.
Olsun, bunu duymak bile yeter. Tebessüm ettirir. ehehe.
Uyuşuk Hayalperest, yorumuna sevindim =) Çok teşekkür ederim iyi dileklerin için. İnşallah öyledir.
Yorum Gönder