Ah seni ne çok ihmal ettim günlük, gün gün yaşamak hayatı, ne daha
fazlası ne daha azı, neyse daha fazla saçmalamadan susuyum. Diyeceğim
odur ki günlük gözlerim bağımsızlıklarını ilan etmek üzere ve barış
müzakereleri için iki cam arkasından bakmak zorundayım hayata. Oysa her
şey öyle mükemmel değil. Çünkü gözlük bana yakışmıyor, en
yakışanı bile yakışmıyor günlük anlatabiliyor muyum? Ve her şey daha bir
buğulu artık. İnsanlara bakıyorum, kaşları gözleri seçilmiyor, sanki
aslında orda değiller gibi titrek. Bazen bunun etkisine bayağı
kapılıyorum günlük, alaca renkler arasında sürükleniyor gibiyim, ürkek
bir boşluk içindeki tek varlık gibi hissediyorum. O zaman hiçbir şey
gerçek gelmiyor bana, daha az üzülüyorum.
Yazmak nasıl
bir şey günlük, tarifi yazarak bile zor. Günlük diye bir kelime varmış,
ben de bunu duymuşum, sonra bu kelimeyi adam yerine koyup derdimi
anlatmışım. Ne fantastik bir dünyamız var değil mi? Edebiyat, hayatı
hayal yapıyor sanki, hoş bence. Ama bir şey farkettim günlük, edebiyat
yazılarda yaşıyor, sözlerde değil. Tutup da arkadaşınla konuşurken
zamanın çok hızlı geçtiğini belirtmek için yelkovan saniyeleri biçti
geçti diyemiyorsun mesela, off saat kaç olmuş falan diyorsun, işlerin
büyüsü bozuluyor. falan'ı da hiç sevmem. Ergen bir kediyken, hitabetle,
güzel konuşmayla ilgili bir yazı okumuştum. Ya, yani, falan, şey gibi
kelimelerin ifade gücünü azalttığından dolayı güzel bir konuşma için
kullanılmaması gerektiği yazıyordu. O günden beri ola ki ağzımdan bu
kelimelerden biri kaçsın, dikkatim dağılıyor, cümlenin kalanını
unutuyorum, ah cümleyi batırdım derken heyecanlanıyor ve kekelemeye
başlıyorum. Domino etkisi. Diyorum ki o yazıyı okumamış olsaydım acaba
daha mı güzel konuşurdum. Bazı şeyleri hiç bilmemek daha iyi günlük inan
bana. Hele bildiğinde elinden bir şey gelmeyecek olan şeyleri. Birisi
demişti ki "kedi sen ne çok dolayısıyla diyorsun.". O günden beri çok
nadir dolayısıyla derim, oysa ne çok severim dolayısıyla'yı ben. Bu
haksızlık bence, neden öyle dedi ki yani.

4 yorum:
Geçmişler olsun, gözlükten dolayı.
Benim de gözlüğüm vardır, pek takmam; ama vardır ya. ehehe. Derslerde "falan" takarım bir. - İfade bozukluğu alert! ehehe. -
Belki alışkın olmadığın için yakıştıramamışsındır, ne bileyim, yakışanını da bulursun elbet. Hem çok da alıştırma gözlerini gözlükle görmeye, gözlüksüz duramazsın yoksam.
Bir de, özledimişiz yahu seni. İyi ki ihmalkarlığını bırakıp geldin geri. Hoşgeldin olgun kedi.
Özellikle öss dönemi, insan tam alarm durumunda oluyor gramer kurallarının ihlaline karşı değil mi? Türkçeyi koruma polisi gibisindir adeta, hey sen ordaki anlamca çelişen sözcükleri bir arada kullandın tekrar kur bakıyım cümleyi, bağlaç olan ki ayrı yazılır hemen ayır bakıyım onları falanko filanko diye uzar gider.
Aslında birkaç yıldır gözlük kullanıyorum, dersten derse olsa da ama gittikçe bozuluyorlar sanki ve artık düzenli kullanmam lazım gibi gibi. Hele geçen gün hiç tanımadığım insanlara arkadaşlarım sanıp el salladım ısrarla, çok komikti, deli mi ne demişlerdir arkamdan heralde hehe
Yok yahu yakışmıyor kaç tanesini denedim, ilk başta beğensem bile bir iki ay sonra büyüsü geçiyor.
Ben de yorumlarını özlemişim beyzacan. Bir de çok dikkatli okuyorsun bence =)
bende bir mim var sana hediye..
hemencecik bakıyorum =)
Yorum Gönder