3 Mayıs 2012 Perşembe

günlük 7 (haksızlık)

Ah seni ne çok ihmal ettim günlük, gün gün yaşamak hayatı, ne daha fazlası ne daha azı, neyse daha fazla saçmalamadan susuyum. Diyeceğim odur ki günlük gözlerim bağımsızlıklarını ilan etmek üzere ve barış müzakereleri için iki cam arkasından bakmak zorundayım hayata. Oysa her şey öyle mükemmel değil. Çünkü gözlük bana yakışmıyor, en yakışanı bile yakışmıyor günlük anlatabiliyor muyum? Ve her şey daha bir buğulu artık. İnsanlara bakıyorum, kaşları gözleri seçilmiyor, sanki aslında orda değiller gibi titrek. Bazen bunun etkisine bayağı kapılıyorum günlük, alaca renkler arasında sürükleniyor gibiyim, ürkek bir boşluk içindeki tek varlık gibi hissediyorum. O zaman hiçbir şey gerçek gelmiyor bana, daha az üzülüyorum.

Yazmak nasıl bir şey günlük, tarifi yazarak bile zor. Günlük diye bir kelime varmış, ben de bunu duymuşum, sonra bu kelimeyi adam yerine koyup derdimi anlatmışım. Ne fantastik bir dünyamız var değil mi? Edebiyat, hayatı hayal yapıyor sanki, hoş bence. Ama bir şey farkettim günlük, edebiyat yazılarda yaşıyor, sözlerde değil. Tutup da arkadaşınla konuşurken zamanın çok hızlı geçtiğini belirtmek için yelkovan saniyeleri biçti geçti diyemiyorsun mesela, off saat kaç olmuş falan diyorsun, işlerin büyüsü bozuluyor. falan'ı da hiç sevmem. Ergen bir kediyken, hitabetle, güzel konuşmayla ilgili bir yazı okumuştum. Ya, yani, falan, şey gibi kelimelerin ifade gücünü azalttığından dolayı güzel bir konuşma için kullanılmaması gerektiği yazıyordu. O günden beri ola ki ağzımdan bu kelimelerden biri kaçsın, dikkatim dağılıyor, cümlenin kalanını unutuyorum, ah cümleyi batırdım derken heyecanlanıyor ve kekelemeye başlıyorum. Domino etkisi. Diyorum ki o yazıyı okumamış olsaydım acaba daha mı güzel konuşurdum. Bazı şeyleri hiç bilmemek daha iyi günlük inan bana. Hele bildiğinde elinden bir şey gelmeyecek olan şeyleri. Birisi demişti ki "kedi sen ne çok dolayısıyla diyorsun.". O günden beri çok nadir dolayısıyla derim, oysa ne çok severim dolayısıyla'yı ben. Bu haksızlık bence, neden öyle dedi ki yani.

4 yorum:

Beyza Mollaahmetoğlu dedi ki...

Geçmişler olsun, gözlükten dolayı.
Benim de gözlüğüm vardır, pek takmam; ama vardır ya. ehehe. Derslerde "falan" takarım bir. - İfade bozukluğu alert! ehehe. -
Belki alışkın olmadığın için yakıştıramamışsındır, ne bileyim, yakışanını da bulursun elbet. Hem çok da alıştırma gözlerini gözlükle görmeye, gözlüksüz duramazsın yoksam.
Bir de, özledimişiz yahu seni. İyi ki ihmalkarlığını bırakıp geldin geri. Hoşgeldin olgun kedi.

demguzar dedi ki...

Özellikle öss dönemi, insan tam alarm durumunda oluyor gramer kurallarının ihlaline karşı değil mi? Türkçeyi koruma polisi gibisindir adeta, hey sen ordaki anlamca çelişen sözcükleri bir arada kullandın tekrar kur bakıyım cümleyi, bağlaç olan ki ayrı yazılır hemen ayır bakıyım onları falanko filanko diye uzar gider.

Aslında birkaç yıldır gözlük kullanıyorum, dersten derse olsa da ama gittikçe bozuluyorlar sanki ve artık düzenli kullanmam lazım gibi gibi. Hele geçen gün hiç tanımadığım insanlara arkadaşlarım sanıp el salladım ısrarla, çok komikti, deli mi ne demişlerdir arkamdan heralde hehe

Yok yahu yakışmıyor kaç tanesini denedim, ilk başta beğensem bile bir iki ay sonra büyüsü geçiyor.

Ben de yorumlarını özlemişim beyzacan. Bir de çok dikkatli okuyorsun bence =)

dayatmalarda kayboluş dedi ki...

bende bir mim var sana hediye..

demguzar dedi ki...

hemencecik bakıyorum =)