Sevgili ilham kuşum,
Nerelerdesin? Senden haber alınamıyor, cıvıltın duyulamıyor günlerdir. Hepimiz tarifi zor bir hüzne tutulduk, çoğu kelime dilimiz üzerindeki yolculuklarını tamamlayamıyor artık, tamamlayabilenler ise güç bela, artık anlaşılamaz halde, eksik... Noktalar virgüllere susamış, yazarlar iki noktayla noktalı virgül arasındaki ayrım için duraksamayı özlemiş durumda. Çiçekler, edebiyat kokusuna hasret.
Sen ki gelip neşe salardın etrafa, kalemler senin hatrına dağıtırdı mürekkeplerini kağıtlara ve bir el, genelde sağ el tatlı bir yorgunluğa açardı parmaklarını, parmaklar ufuksuz bir denizde kaygısızca yüzerdi. Titrek bir mum ışığı, sönmeden önce dağıtırdı utangaç huzmelerini, sessizliğin sesine eşlik ederken biz. Hiçbir şey tam olmuyormuş gibi hissettiren, içimizi yiyen his, sen gelince nefesinle uzak gezegenlere göç ederdi.
Çağrışımlar bütünsel değil artık. Onlar da terketse belki biraz huzur bulabiliriz, ancak böyle bir huzur zavallılığı da yanında getirir. Hiçbir şey bilmediği için hiç üzülmeyen insana benzer.
Yine çağrışım... Bir hikaye; bir çocuk sabah uyandığında yalnızca kendisinin görebildiği başının üstüne konmuş bir kuşla uyanır, senin gibi insanın içine içine konuşan bir kuşla. Detayları anımsamıyorum,hikayenin sonunda kuş gidiyordu sanırım, nedenini de hatırlamıyorum. Bunu da ana konuya bağlayamadım, eğreti kaldı. Sen yoksun diye.
Tren vagonları gibi sıralanmadan önce kelimeler, renklenmeleri lazım, boya kalemlerini unutma, getir.

6 yorum:
Bu yazıyı çok sevdim. Kalemine sağlık mı demeli :)
İçtenlikle
Çok teşekkürler Delibu =)
Bunu yazarken bir ara uğradı sanırım şeker kuşum, ne dersin? =))
bence de bu yazıyı yazdığın sırada seni ziyaret ediyormuş ilham kuşu:)
çok hoş bir yazı, bayıldım!
teşekkürler alkım, ilham kuşun hep yanında olsun, küçük güzellikler fısıldasın kulağına ;)
Bence ilham kuşu bu yazıda bir arkadaşına uğrayıp çıkmış. ehehe.
Belki de =)
Yorum Gönder