18 Mayıs 2022 Çarşamba

Düşünmeyi unutmam ve yeniden öğrenmem gerekiyor.

Zamanın kaydını tutamıyorum, zihnimde bile. Çok uzun zamandır, artan ve azalan döngülerle, herhalde hep sahip olduğum bu parıltılı düşünce dünyam beni burada da yalnızlığa itti. Blogumu okuyan iki buçuk kişiyi de işte böyle kaybettim. (Bir gün okunma ve anlaşılma ihtimali hiç olmasa da yazar mıydım, yine yazardım ama içimde daha farklı bir yeri olurdu sanırım. Bilmiyorum.)

Geçmişte kurduğum hayalleri/le hatırladım/karşılaştım son zamanlarda. Aşırı gerçekçi tarafımın fazla sivrilmesiyle olsa gerek hayallerim çok gerçekçi ve tekdüze bir düzleme çekilmiş. Kayıp aranıyor... 

Zamanla ve uykuyla aramdaki karmaşık ilişki, içinde hapsolduğum birtakım duygu ve düşünceler, düşünceler, düşünceler beni yeni birisiyle tanışma cesaretini toplama noktasına getirdi ve bugün herhalde eczaneden antidepresan alan, en güleryüzlü insan olarak tarihin görünmeyen satırlarına düştüm. Dost musun baston musun bilmiyorum. İnşallah bastonsundur ama şu an yudum yudum su gibisin bana. Biraz daha ilerletirsem bir ilaca şiir yazan ilk kişi olabilirim. Mesleğimin insanlara normallik saçmak olması ise içimin önemli bir kısmından umut ve mutluluk fışkırırken antidepresan almaktan da öte tuhaf.

Annem çocukken beni derler toparlar, kardeşimi de kontrolde gider olarak görüyormuş. Şimdiyse kardeşimi derler toparlar, beni de kontrolde gidemeyen olarak gördüğünü söyledi bugün. Life happened. Bu tarafımla kavgalı değilim. İçimde kapanan bir cephe ama anlaşma mı sağlandı yoksa askerlerin kolayına mı böyle geldi bilemiyorum. Her şeyi bilemiyoruz zaten. Bir bilinmezlik bulutu içinde yaşayıp göçmek üzere hırt hırt keserken ömür ağacımı her nefes alışverişimle, dallarımdaki kuşları beslemek büyütmek, büyütmek isterim. Çünkü çok seviyorum ve kavuşacak kadar uçabilelim.

Hiç yorum yok: