14 Ekim 2014 Salı

küçük turuncu meyveli ağaç

Dün marketin yanında bir tane ağaç vardı, şu küçük turuncu meyveli olan. Marketten çıkınca ne güzel ağaç, ne çok turuncu demiştim. Bugün sabah onu kaldırım yapacağız diye kesmişler, yerlerde ezilmiş bir sürü küçük turuncu. 



Hayat böyle bir şey işte, bugün var yarın yoksun. Geçenlerde yine bunu bana bir solucan düşündürtmüştü. Ağaçlar arasında taşlı yol, bir solucan karşıdan karşıya geçmek istemiş belli ki. Bir taşın üzerinde, yolun ortasında, aheste. Onun orada ezilmeden günün sonunu getiremeyeceği o kadar açıktı ki. Ama ben iğrendiğim için onu bir şey vasıtasıyla dahi yolun kenarına toprak kısıma koymadım. Çok değil, bir beş dakika sonra oradan geçtiğimde ezilmişti ama hala kımıldıyordu. Ben yine iğrendiğim için onu yolun kenarına koymadım. Kendi kendime söz verip geri döndüğümde artık ölmüştü, üzerinde karıncalar geziniyordu. Yaşamı ve ölümü dakikalar içinde arka arkaya izliyor olmamıza rağmen böyle bir gaflet uykusunu nasıl sürdürebiliyoruz?

                           Kocaman dalları vardı, hep turuncu.
-Ateş dikeniymiş adı. Bu ölen ateş dikeninin değil de başka bir yerdekinin meyvelerini, bir kere çok açken yemiştim.

9 Ekim '14

2 yorum:

Dmisal dedi ki...

Tam yazmayı bırakıyorum diyorum, böyle bir şey yazıyorsun. :/

demguzar dedi ki...

Bunu iltifat olarak alıyorum :)