Bugün normalde bir haftada okumadığım sayıda köşe yazısı okudum. Aslında her şey bir anda gerçekleşti. Gazeteoku.com açıktı ve ben de bilgisayarın başına geçince o yazıdan bu yazıya zıpladım. Bazı yazarların biyografisine baktım, sonra twitter adresine girdim, oradan başka linklere tıkladım falanko filanko. Benim ilgilendiğim alanlarda bir yerlere gelmiş, bir şeyler başarmış insanların biyografisine bakmam ve ilk işlerini çıkardıkları tarihlerde kaç yaşında olduklarını bulmak ve eğer o anki yaşımdan büyüklerse, derin bir oh çekip, içimden "Henüz vakit var." demek gibi bir adetim vardır. Mesela; bu yıl edebiyat çalışırken, hemen hemen okuduğum bütün yazarların ilk eserlerini verdikleri sıradaki yaşlarını hesaplamışımdır. Dikkat ettiğim diğer nokta da aldıkları eğitim. Eğer alan değiştirmişlerse ya da alaylılarsa, içimde pembe umut böcükleri uçuşuyor. Ayrıca yine edebiyat çalışırken fark etmiştim ki birçok yazarın eğitim hayatı daldan dala atlamakla geçmiş. Mesela, İsmet Özel, Siyasal Bilgiler Fakültesindeki öğrenimini yarıda bırakarak, askere gidiyor, sonra Hacettepe Üniversitesi Fransız Dili ve Edebiyatı bölümünü bitiriyor. Tarık Buğra, İstanbul Üniversitesi Tıp Fakültesi'nde iki yıl eğitim aldıktan sonra Hukuk Fakültesi'ne, oradan da Türk Dili ve Edebiyatı Bölümü'ne geçiyor. Orhan Pamuk, İstanbul Teknik Üniversitesi'ndeki mimarlık eğitimini ressam olamayacağı kanaatiyle üçüncü senesinde bırakarak aynı üniversitede gazetecilik okumuş ve bu mesleği de yazar olmaya karar vermesi sebebiyle hiç yapmamış. Bir edebiyat kitabında o kadar çok "...'yı yarım bırakarak..." ifadesine rastlıyorsunuz ki buraya sadece bir ikisini yazdım. Belki bu iyi bir edebiyatçı olmak için lazımdır, ve bu haddinden fazla çok yönlülüğüm ve her şeyle ilgilenme eğilimim iyi bir edebiyatçı olmam içindir diyerek kendimi avutmuşluğum yok değil.
Bir arkadaşım facebook'ta muz kabuğundan biyoplastik üreten Elif Bilgin'in 9gag'da paylaşılan videosunu paylaşmış. Videoyu izledikten sonra konuyla ilgili başka sitelere bakarken iki websitesi keşfettim.
-İlki pri.org. Açılımı public radio international. Uzun zamandır hem İngilizce'mi geliştireceğim, hem de bir şeyler öğreneceğim sesli yayın arayışındaydım. Detaylı incelemedim henüz ama hem sesli hem yazılı bir şekilde birçok farklı alanda güncel içeriğe ulaşabileceğim bir web sitesine benziyor. Hem de "Listen to the latest from PRI's The World" diye bir yayını var, yaklaşık elli dakikalık. Eğer dünyada o gün olan önemli olayları özetleyen bir yayınsa, çok mutlu olacağım ki öyle gibi gözüküyor.
-İkincisi de googlesciencefair.com. Belki keşfetmekte gecikmişim, yarışmalara katılımda 18 yaş sınırı var ama yine de sitede çok ilham verici bir özellik buldum. Bir proje fikri bulmak için bir arama aracı var ve sevdiğim konular, iyi olduğum konular ve yapmak istediğim şey alanlarını doldurunca, bu konularla alakalı bilgi ve ilham verici videolar, yayınlar, kitaplar, web siteleri vb. karşınıza çıkıyor. İlla ki bir proje oluşturmak için yararlanmak gerekmiyor sonuçta, ilgi duyduğunuz bir alanla alakalı google aramasından daha nitelikli yayınlara ulaşmak mümkün gözüktü bana ve heyecanlandım :) Ah, ah böyle şeylerden çocukluğumda da haberdar olsaydım diye düşündüm :)
Sonra grafik tasarım ve fotoğrafçılık alanlarındaki bilgi, birikimimi geliştirmek ve profesyonelleşmek istediğime karar verdim ve bunun için araştırmaya başladım. Bu konuda yeni bir blog açmayı düşünüyorum tumblr'da. Tumblr çünkü görsel içerik konusunda, hem kendi blogunuzu insanlara ulaştırmanız, hem de benzer alanlardaki bloglara ulaşabilmeniz açısından blogger'ı solda sıfır bırakır. Sanırım kişisel bir websitesi gibi başlayacağım. Kendi tecrübelerimi ve bilgi edinme araçlarımı paylaştığım bir websitesi olacak ama Türkçe mi İngilizce mi olmalı karar veremedim. Bilgi edineceğim kaynakların çok çoğu İngilizce olacak, bu yüzden belki kendimi İngilizce ifade etmem daha kolay olabilir ve daha büyük bir network içine girebilirim. Tabi henüz blogun adına karar vermiş değilim. Ah şu uzun süredir kullanılmayan, hatta hiçbir içerik girilmemiş blog çöpleri, heyecanlı gençlerin önlerini nasıl da kapatıyor! İlla 1993 mü yazalım istediğimiz ismin sonuna uleyn!
İlk olarak şu kılavuzu okuyup, yönlendirdiği kaynaklara göz atmayı düşünüyorum.
http://design.tutsplus.com/articles/teach-yourself-graphic-design-a-self-study-course-outline--psd-3520
Sonra bugün google'da self-taught graphic designerların kişisel websitelerine baktım ve birinin iletişim bilgilerinden dribbble.com'u keşfettim. Başka portfolyomuzu paylaşıp, olası müşterilerle iletişime geçebileceğimiz websiteleri var ama henüz araştırmadım. Zaten henüz bir portfolyoya sahip olmaya çok uzağım. Müşteri bazlı işlerden çok, sanat odaklı işler yapmak istiyorum. İlham verici ve estetik.
http://danielmart.in/ Şu tasarımcının web sitesine bakarken, aklıma bir websitesi tasarımı geldi ve çok mutlu oldum. Defterime üstünkörü karaladım.
Sonra nereden yönlendirildim bu websitesine (http://tympanus.net/Development/HoverEffectIdeas/) bilmiyorum ama hover effectle ilgili örnekler gördüm. Tabi çok güzel fotoğraflar görünce, hover effect'i önce fotoğrafçılıkla ilgili bir şey sandım. Sonra araştırdım ki mouse'la bir ögenin üzerine geldiğimizde, o ögede olan aktivasyona deniliyormuş. Webdesign dersinde site tasarlarken böyle bir şeyi ben de yapmıştım ama hover effect mi diyorduk emin değilim. Belki de html için farklıdır.
En son olarak da perseid meteor yağmurlarını öğrendim google doodle'ı vesilesiyle. Dün de kuzey ışıklarını öğrenmiştim bir watsapp konuşmasında.
İnternet aracılığıyla birçok bilgiye ve araca ulaşabiliyoruz ve bence bu harika bir şey ama bir yandan da bu televizyon karşısında zaplamaya benziyor, her şeyden biraz biraz, az önce o konuda, hemen sonra tamamen alakasız başka bir yerde, başka konuda... Beynim kıvrım kıvrım bir yorgunluğa yatıyor.
İyi geceler, sanatsal rüyalar.
11 Ağustos '14

2 yorum:
Bayıldım. :) Aynı enerjiden bende vardı bile zamanlar, ah yaşlılık. :)
Bence bu enerjiden sende hala var ;)
Yorum Gönder