part 1 için tıktıkla
Kapı aralığından usulca geçen zaman sonunda, ailesi poğaçayı
kabullendiler. Hem poğaçayı kim sevmez ki? Poğaça da durumunu
kabullenmişti. Hep demez miydi sürekli kilo vermesini telkin eden
annesine, şişman ve mutlu olacağım diye. İşte şişman, mutlu ve
poğaçaydı, Combo!! diye bağırdı. Annesiyle çıkıp alışveriş yaptılar,
malum büyük beden kıyafet bulma sorunundan dolayı kafasına pek uyan
şeyler bulamasa da absürt parçaları bir araya getirerek kendine has bir
tarz oluşturmuştu bile.
Okula gittiğinde arkadaşlarına
kendini tanıtması gerekti, ne de olsa kediden poğaçaya sıçrayış, hayal
gücüne muhtaç bünyeler için kavranması güç bir mesafedir. Arkadaşları
biraz yadırgadılar en başta, zaman geçtikçe kimisi iyi yürekliliği ve
ayrımcılığa karşı olması sebebiyle, kimisi gerçekten eski kedi yeni
poğaçayı sevdiğinden dolayı, kimisi de bir poğaçayla arkadaşlık yapmanın
avantajlarını göz önünde bulundururak ona iyi davranmaya başladı. Her
ne kadar arada bir aç bünyeler tarafından kovalansa da, çok geçmeden bu
sorunu da çözümledi. Kendisini kovalayan, onunla dalga geçen insanlara
karşı ezik poğaça rolü yapıyor, iyice üzerine doğru geldiklerinde
kendini yere atarak üzerlerine bir gölge gibi iniyordu. Yumuşak bir
yapıdan oluştuğu için kendisi hiç zarar görmüyordu. Eskisine oranla
epeyce popüleritesi artmış, adeta bir müze parçası haline gelmişti
diyebiliriz. Hatta arkadaşları hoşgeldin poğaça demek için sürpriz
poğaça oluş günü partisi düzenlediler.
Ancak poğaçanın hayatında ufak tefek sorunlar da vardı pek tabi. Ailenin en
küçüğü olduğundan ekmek alma görevi onundu ancak fırına gittiğinde
undaşlarını görmenin ona tahammülü zor bir acı verdiğini farketti.
Poğaça kardeşlerinin yabancı midelere yapacakları zoraki ve çetin
yolculuğu düşündükçe susamları ürperiyor, haline şükrediyordu. Duygularını ailesiyle paylaştığında, ekmek alma görevi bir büyük kardeşine geçirildi ve
ekmekten vazgeçemeseler de herkes onun yanında poğaça yememeye dikkat etmeye başladı.
Zaman
zıplayarak uzaklaşıyordu, insanlar komşunun bahçesine kaçırdıkları topu
aramakla meşguldü. Poğaça sıradışı dünyasında, aslında olması
gerekmeyen olması gerekenleştirdiklerimizi sorguluyordu. Ani bir kararla
dünya turuna çıkmaya karar verdi tanımak için adını telaffuz dahi edemediği diyarları, görmek için varlığından habersiz kaldığı yüzleri ve adımlarından tecrübe damıtmak için. Bir gün sırtında çantası çılgın bir poğaça görürseniz yollarla dost, ona sarılın!(sonu biraz aceleye gelmiş gibi oldu ama olsun sarılmak güzeldir.)
Kafkaya not: Evet
uzaktan bakınca biraz araklama gibi gözüküyor olabilir ama itiraf et
Kafka, benimki daha güzel oldu. Bir kere eylem var, bu hikayenin
filmini çekecek olsak, seninkinde böceğin teki bir odada tıkılıp
kalıyor, benimkinde görkemli bir poğaça dünya turuna çıkıyor. Ayrıca
benim hikayemde, poğaça kendini sorguluyor ve cevabını buluyor,
değiştiremediği şeyleri kabulleniyor ve kendini topluma kabul ettirmeyi
de biliyor. Evet dünya kötü Kafka,
insanlar da içlerinde azman bir hayvan taşıyor ama aynı zamanda insan
öyle bir şey ki küçük küçücük güzellikleri görebiliyor, miniminicik
mutlulukları avuçlarında biriktiriyor. Kenarında yürümek zorunda kaldığı
bataklık, onu içine çekmek için can atsa da üzerindeki çamur izlerini
temizlemeye niyet edebiliyor (olumluluk fışkırması)
Son söz: Bu öykü sabahların acelesinde yediğiniz poğaçadan ısıracağınız lokmalarda yaşayacak (beni unutmayın diyen yazar)
3 yorum:
Poğaçalarımda yaşayacaksın Kafkedisi, seni hiç unutmayacağız. Ya da adı Gregor Susam olsun bu poğaçamızın. ehehe.
Valla sen hiç terk etme buraları kedi cik. Öbür blogu boşver, aman ki yiaaa.
bak unutmuşum böcüğün adını ben. Gregor Susam :D
terk etmem yahu, zaten yeniblogdan sonra burasının yeri pek başkaymış anladım =)
yahu beyzacık hafızam aşamalı bir geri dönüşüm yapıyor. bu kerata böceğin soyadı da samsa'ydı di mi? susam daha bir anlam kazandı gözümde :D
Yorum Gönder