4 Mart '19
Eternity and a day beni, dört buçuktan beş yıl beklemiş. Daha önce izlemeyi denediğimi hatırlıyorum. Olmadı. Şimdiyse beni çağırıyor sanki.
Çocuk konuşmalarıyla başlıyor: "-Time... what is it? +Grandfather says that time is a child that plays dice on the shore." Bu, bir yerden tanıdık geldi. Sonra hatırladım, Uyar'ın dizesini: "Çalar saatler bir çocuğun uyanılacak uykusudur."
Sonra üç çocuk kayboldular mavi ufukta. Alacakaranlıkta mavi ile pembe birbirine karışır, ben biraz üşürüm. Gün başlıyordur ama güne başlamak zordur. Ben de birkaç ay sonra kıyısında dalmak istediğim başka bir denizin hayalini kurdum. Fakat soğuk bir sabah yarı aydınlığında değil de güneşin içimi güldürdüğü bir öğleden sonrası. Hani saat öğleden sonra dört filan. Kulağında kalan son çocuk seslerini de geride bırakıyorsun ve ufka bakıyorsun. İçinden büyük harflerle söylemek geliyor ama kendi kendine usulca diyorsun ki, bir rüya görüyorum. Ve inanıyorsun ki, her şey mümkün.
-Beni bekle, mutlaka geleceğim.
17 Mart '19
Aşırı güzel hayaller ve hayal kırıklıkları arasında yaşamaya devam ediyorum. Bu yorgun savaşçıyı biraz daha bekler misin, sonsuzluk ve bir gün kadar?
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder