19 Mart 2013 Salı

günlük 15-Metamorphosis

http://www.flickr.com/photos/anandham/4499539060/ by Prem Anandh P
Sevgili günlük,
Bugünü, en büyük dertlerimden birinin derslerimle kursun çakışma ihtimali olmasını özleyeceğimi sanıyorum. Yani öyle diyorlar, biz şimdi giderken dönüyor olanlar. Aslında bana kalırsa dert derttir. Yaşarken hepsi zor. Herkese kendi derdi dert! Ve yaşamak hep dert! Üst üste kaç gün hiç tereddütsüz mutlu olabiliyor insan? İşte o da bizim beceriksizliğimiz.

Babam bir gün demişti ki; hayal kurmakla geçmişi hatırlamak birbirine ne kadar benziyor. O anıyı gerçekten yaşamış olup olmadığının bir farkı yok gibi demişti. Ben de olur mu canım demiştim ama şu an ona çok benzer şekilde hissediyorum. "Hayat, hayal!"

Humanities diye bir ders de -oğlum de'yi ayrı yazmışım, hiç de uyarmıyorsunuz! -atar var-- Kafka'nın Metamorphosis'ini -Dönüşüm- okuyoruz. Hani şu esinlenerek poğaçalı versiyonunu yazdığım hikaye -aklıma geldikçe gülümsüyorum-. Böcüğümüz sıkılmamak için pencereden bakıyor arada. Düşünsene insan boyutlarına yakın bir böcük, pencereye yaslanmış, sokağı izliyor. Bugün Hoca-pek bir şirin-, ailesi böcüğün Gregor olduğunu biliyor mu diye bir soru sordu. Sınıftan bir kız hayır, bilmiyor bence dedi ama neden böyle düşündüğünü pek açıklayamadı. Sonra Hoca, "Evet, belki Gregor evden erken çıktı ve evsiz bir böcük Samsa ailesinin evine sığındı. Onlar da bari bunu besleyelim dediler." tadında bir şeyler dedi. Böyle anlatınca komik olmadı di mi?

Bir ara tartışırken birisi "Eternal Sunshine of Spotless Mind'ı izlediniz mi?" diye sordu Hoca'ya. O da uzun zaman önce izlediğini söyledi. "Orada da Jim Carrey işi bırakıyordu. Bence Gregor çalışma şartlarına isyan ediyor, o yüzden böcüğe dönüşüyor" diye uzun uzun anlatırken, hoca aslında filmi pek hatırlamıyorum dedi. Bu sırada ben, Mecnun'un Eternal Sunshine of Spotless Mind demeye çalışışını hatırladığım için, gülmemek için kendimi zor tutuyordum.

Bugün annemin doğum günü. Burayı okumayacak ama olsun ileride okursa falan. İyi ki varsın anne! :)
Şey günlük, sen de iyi ki varsın da onu diyecektim ben.



11 yorum:

Merhatip dedi ki...

Bana ismini söyle sözcük bulutu, mail at, bloguma yorum bırak, dm at bir şey yap çatliciim zira :))

demguzar dedi ki...

Meryem çok şaşırdım. Seni nasıl bir düşüncesizlikle takibe aldığımı hatırlayamıyorum-takip etmeden de okuyordum ki zaten-. O zaman çok daha az kişisel yazdığım için böyle yakayı ele vereceğimi düşünmemiştim sanırım :)

Şu sıralar blogumu gerçek hayatımdan-nasıl bir şeyse, buradaki neyse- birilerinin öğrenmesi pek istediğim bir şey değil açıkcası. Çünkü burada çok özgürce yazıyorum her türlü önyargıdan sıyrılarak ve bu özgürlüğü zedeleme ihtimali beni ürkütüyor.

Bir şekilde kim olduğumu keşfedersen de, piliis keep it as a secret! tabi let me know ki blog dedikodusu yapabilelim :))

Beth dedi ki...

ben de eternal sunshine of spotless mind'ı söylerken zorlananlardanım ve mecnun'un bu sahnesini de çok seviyorum :D bir de ezgi asaroğlu'nun bu filmle ilgili başka bir sahnesi vardı. işe alınırken ingilizce seviyesini kanıtlamasıyla alakalı. bu filmin adını ne zaman duysam benim de bu iki sahne aklıma geliyor :)

ayrıca, üslup konusunda aynı sıkıntıyı ben de çekiyorum! ama yalnız olmamak güzel hehe :D

son bir şey daha: neden bilmiyorum ama son iki yazın benim kumanda panelimde gözükmedi. kendim rastgele girince gördüm.

demguzar dedi ki...

Haha evet o sahneyi de hatırlıyorum beth.
Senin üslub konusunda bu sıkıntıyı yaşaman çok normal, daha yaşın çok küçük :)) Zamanla oturacaktır eminim.
Sahi mi? Neden böyle oldu ki acaba? Bu işlerin çaresine bir bakamadım zaten :/

birgaripSeyma dedi ki...

aanaam o kitap böcüğün içine elma atan adam vardı içinde çürümüştüydü elma be öyle hatırlıyor o noktada dedimki zavallı gregor geri dönülmez bir yola na şimdi girdim hadi çıkar içindeki o çürümüş elmayı:DD
üslup hiç demeyedin iyiydi:DD
öhöm leyla ile mecnun çok hoş bee:DDD

demguzar dedi ki...

Aynen ya sırtında çürümüştü elma garibimin.
Poğaçalı dönüşümümü okudun mu şeyma? :D

Beyza Mollaahmetoğlu dedi ki...

Böcek, geçirdiği değişimi simgeliyor. O eski Gregor'dan sıyrılacağını. Bunu da fark ediyor ailesi, hatta babası onun için ondan o denli nefret ediyor görünce. Yaratığın pisliğinden değil, bireyin değişiminden.

ahahahahaa iyiymiş yalnız Mecnun. Bir de, kız da yanlış söylüyor ya, o "etörnıl" değil mi? Ya da "eternıl"? Ben mi hep yanlış telafuz ediyordum yoksa? OĞYOĞĞVSD.

Ve evet, komik değildi böyle. ahahahaa.

İyi ki doğmuş da seni doğurmuş annecin.

demguzar dedi ki...

Oo ne içtimai fikirler cirit atıyor şair beyninizde mollaahmetoğlucuğum. Türlü türlü fikirler, incelemeler var Dönüşüm hakkında. Bana kalırsa Kafka bunları görseydi gülerdi. Ya hepsini demek istedi, ya da hiçbirini ya da ne demek istediğinden emin olmadan bir şeyler dedi ve sonuncusu bana daha muhtemel geliyor. Kendi romanının arkasındaki ince mesajlara pek kafa yorduğunu düşünmüyorum nedense.

Bilemiyorum ben kafama göre telaffuz ediyorum. Burada tureng'e danışmak gerekiyor sanırım. itörnıl amerikan aksanı. eteörnıal ingiliz aksanı. ah şu ingilizler. sen de mi ingilizlerin oyununa geldin arkadaş? -buralarda saçmalıyorum- -özgürce saçmalıyorum çünkü sana yazıyorum :D-

Of çok netsin, ne var gülümsemiş gibi yapsaydın bari, gerçi o daha kötü oluyor :D

Oğlum ben seni baya seviyorum yahu. Bu yorumunu okuyunca da bunu düşündüm durdum, ben beyzayı baya baya seviyorum diye :D

Beyza Mollaahmetoğlu dedi ki...

Kafka kafka Kaf Dağı'na uçmuş Kafka.(?????)
Gelişine fırlat aksanı!
ahahaha ne demişim ki depreştirecek?

Merhatip dedi ki...

Merhaba Tekrar, yorum yazıp bir süre dm bekleyip sonra da unuttum ben burayı kontrol etmeyi :) Blog dedikodusu yapabilmek isterim hala ama zorlamayacağım, gök yüzünde uçuşan sözcük bulutcukları olarak kalman daha iyi belki de :) Sen diyorum ama... :))

demguzar dedi ki...

Kimbilir belki de :) Sen de zaten :)
Sevgiler