Günlerin bu kadar tozu toprağa katarak geçmediği, masum gülüşleri yitirmediğimiz, oyunlarda kaybolduğumuz yıllarda bir gün akşama doğru. Bizim sobanın üstünde kestane pişirilmezdi ya da masal anlatılmazdı yanı başında ama oyunlar oynanırdı. Yılın 360 gününü birbirini hatırından geçirmeden, neşesini, hüznünü, umudunu tanımadan, hissetmeden geçiren, birbirlerinin heyecanlarına, dertlerine, mimiklerine, yüzlerine yabancı insanlar; ayrı geçen yıllarını, kimbilir belki de birbirlerini çocukların oyunlarında yakalamaya çalışıyorlardı ya da zoraki birlikte geçen zamanı dolduruyorlardı.
İsim Şehir Hayvan Bitki Eşya. En klasik hali. Bazıları Ülke ve Artist'i de ekler. Ama ben hiç istemezdim bu Artist'li oyunları, hep onlar yüzünden kaybettim. Kuzenlerimle oynuyoruz, kağıt ve kalemden başka bir masrafı olmayan, fazla yer kaplamayan ve çocukları sessiz tutmaya yarayan bu oyunu. Kuzenlerim Ege'nin bir köyünde doğmuş, orada yaşıyorlar. Bu sebeple o yöreye özgü bir şiveye sahipler.
A B C D E F G Dur! Ve işte o. Harflerin içinde en çekilmezi, en dışlananı, en yalnız bırakılanı o, en az kelimeye sahip olduğundan en az sahip olduğumuz harf, en fakir, en garip olanı. Garip G. Aynı zamanda daha özgür olanı, çok az G, çok az kelimenin içinde hapis.
G'le hayvan bulmak zordur, H'le şehir, I'la bitki... Eşya bulmak hep kolaydır derler ama ben inanmam.
G'de, gizli fısıldaşmalar peşindeyiz. Annem kulağıma Gelincik'i ve Gelinlik'i söylüyor sessizce. Ve birisi bitirir, saymaya başlar; elliiki,elliüç, ya çok hızlı saydın ama, ellidört,ellibeş,ellialtı, kime diyoruz, elliyediiiii,ellisekiiiz,ellidokuuuz, bir çırpıda altmış!!
İsimler Gülin, Gözde ve Gülten, Şehir Gaziantep, Gaziantep ve Giresun. Dedim ya ben Gaziantep yazacağım diye, Gümüşhane yazsaydın ya, asıl ben sana dedim, oley ben geçtim ki sizi. Hayvan Gelincik, Garga ve şehre ait büyüklerden bir kahkaha. R. başarılı bir iz sürmeyle "Türkçe yazıldığı gibi okunan bir dilse, okunduğu gibi yazılıyordur" önermesine ulaşmış ve garga diye telaffuz ettiğine göre garga diye yazılmalı diye düşünmüş olmalı. O akşam o an, başka yılların başka üç beş günlerinde tekrarlanan ama bıkılmayan, gülücükleri yüzümüze konduran anılardan biri olarak kaldı, saç tellerimize minik, tatlı bir toka gibi takıldı sanki. Yıllar sonra S. de aynısını yazdığını ama utanıp söylemediğini itirafıyla bir ton koyulaştırdı gülücüklerimizi. Bir sonraki yıl yine anlatılmak üzere bekleyen o anı, bir kat yükseltti.
İsim Şehir Hayvan Bitki Eşya. En klasik hali. Bazıları Ülke ve Artist'i de ekler. Ama ben hiç istemezdim bu Artist'li oyunları, hep onlar yüzünden kaybettim. Kuzenlerimle oynuyoruz, kağıt ve kalemden başka bir masrafı olmayan, fazla yer kaplamayan ve çocukları sessiz tutmaya yarayan bu oyunu. Kuzenlerim Ege'nin bir köyünde doğmuş, orada yaşıyorlar. Bu sebeple o yöreye özgü bir şiveye sahipler.
A B C D E F G Dur! Ve işte o. Harflerin içinde en çekilmezi, en dışlananı, en yalnız bırakılanı o, en az kelimeye sahip olduğundan en az sahip olduğumuz harf, en fakir, en garip olanı. Garip G. Aynı zamanda daha özgür olanı, çok az G, çok az kelimenin içinde hapis.
G'le hayvan bulmak zordur, H'le şehir, I'la bitki... Eşya bulmak hep kolaydır derler ama ben inanmam.
G'de, gizli fısıldaşmalar peşindeyiz. Annem kulağıma Gelincik'i ve Gelinlik'i söylüyor sessizce. Ve birisi bitirir, saymaya başlar; elliiki,elliüç, ya çok hızlı saydın ama, ellidört,ellibeş,ellialtı, kime diyoruz, elliyediiiii,ellisekiiiz,ellidokuuuz, bir çırpıda altmış!!
İsimler Gülin, Gözde ve Gülten, Şehir Gaziantep, Gaziantep ve Giresun. Dedim ya ben Gaziantep yazacağım diye, Gümüşhane yazsaydın ya, asıl ben sana dedim, oley ben geçtim ki sizi. Hayvan Gelincik, Garga ve şehre ait büyüklerden bir kahkaha. R. başarılı bir iz sürmeyle "Türkçe yazıldığı gibi okunan bir dilse, okunduğu gibi yazılıyordur" önermesine ulaşmış ve garga diye telaffuz ettiğine göre garga diye yazılmalı diye düşünmüş olmalı. O akşam o an, başka yılların başka üç beş günlerinde tekrarlanan ama bıkılmayan, gülücükleri yüzümüze konduran anılardan biri olarak kaldı, saç tellerimize minik, tatlı bir toka gibi takıldı sanki. Yıllar sonra S. de aynısını yazdığını ama utanıp söylemediğini itirafıyla bir ton koyulaştırdı gülücüklerimizi. Bir sonraki yıl yine anlatılmak üzere bekleyen o anı, bir kat yükseltti.
8 yorum:
kedicik bunu arada ananem de yapar, mesela kağıda bişi yazacağı zaman bi adres ya da herhangi bi tarif falan aynı söylendiği gibi yazar -ki çok gülerim =)
garga da baya iyiymiş ama şimdi hakkaten =p
şivelerin yazıya dökümleri hoş oluyor bence, daha doğal, daha canayakın, alıp bağrıma basasım geliyor kelimeyi =) aa bak senin ismin de öyle kurbam =)
Pek tatlı bir yazı olmuş yahu.
Benim de potlarım bolca vardır bu isim-şehirde ya. Misal; N - nallı at. ahahaha.
hehe güzelmiş o da, bence bunun aklına gelmiş olması bile hoş, kalıplara takılmamak, sıfatları sevmek lazım =) n'le hayvana hep nil timsahı yazardım ben de, aklıma ne geldi m'le hayvan bulamayınca anneme sormuştuk bir gün, o da mor koyun demişti, uzunca bir süre mor koyun diye bir koyun türü olduğuna inanmıştık =)
aa varmış aslına bak :D
http://4.bp.blogspot.com/_AX360IBBMc4/TGvluLyqz7I/AAAAAAAAAeM/nX2jw6_8bDs/s400/Purple_sheep.jpg
Bu mimi yanıtlamak ister misin?
http://sansli-kedi.blogspot.com/2012/04/mim-by-dusisleribakan.html
ivet! ^^
bayaa bildiğin destansı bir yorum yazmıştım sonra chrome çöktü. kaderin bir cilvesi olarak görüyorum. garga nayss :)
tüh yahu çok merak ettim ne yazdığını :)
karga kak değil de gak dediğine göre bence garga çok daha doğal ve mantıklı bir kelime seçimi olurdu. haksız mıyım? :)
garga garga gak dedi
çık şu dala bak dedi
çıktım baktım bu dala
bu garga ne budala (adeta bir cinaslı uyak :D)
Yorum Gönder